TÜRKİYE’DE KALP DAMAR HASTALIĞINDAN ÖLÜMLER, MEME KANSERİNDEN 10 KAT FAZLA

Kardiovasküler hastalıklar (kalp ve damar hastalıkları), dünyada olduğu gibi ülkemizde de ölüm nedenlerinin ilk sırasında yer almaktadır. Türkiye’de her yıl yaklaşık 250 binin üzerinde kişiye kalp damar hastalığı tanısı konuluyor ve bunların 150 bininden fazlası hayatını kaybediyor. Türkiye’de her yıl ani kalp krizine bağlı, yaklaşık 100 bin ölüm gerçekleşiyor. Bu rakam çoğu Avrupa ülkesinden daha fazladır.

Sigara, aşırı alkol tüketimi, aşırı tuz tüketimi, hareketsizlik, dengesiz beslenme ve şişmanlık kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini arttıran nedenlerdir. Bu zararlı yaşam tarzı kişilerin %80’ninde kalp damar hastalığı riskini arttırır. Çalışmalar; sigara içilmemesinin, yeterli fiziki aktivite yapılmasının, zayıflamanın, kırmızı etin sınırlı yenmesinin, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin, alkol tüketiminin azaltılmasının kalp damar hastalığı riskini veya kalp damar hastalığının yan etkilerini önemli ölçüde azalttığını göstermektedir.

Kalp damar hastalıklarının belirtileri nelerdir?

Devamını Oku

SUNİ TATLANDIRICILARIN KİLO VERMEYE FAYDASI YOK

Tüm dünyada milyonlarca insan tarafından kilo almamak veya kilo vermek için yaygın şekilde tüketilen suni tatlandırıcıların işe yaramadığı, aynı zamanda da zararlı olduğu ortaya çıktı.

Kısa adı CMAJ olan dergide yayınlanan makalede 420 bine yakın kişi üzerinde gerçekleştirilen 37 araştırma yeniden değerlendirildi. Değerlendirmede kalori içermeyen aspartam, sukraloz, stevoiside gibi suni tatlandırıcıların, kilo vermeye faydası olmadığı gibi uzun süreli kullanımlarının vücut kitle endeksini, kardiyak ve metabolik riskleri arttırdığı tespit edildi.

Suni tatlandırıcıları kullananlar gibi balık yağı, D vitamini ve besin desteklerini kullananlar da risk altında.

Devamını Oku

OBEZİTE

Obezite ve kilo fazlalığı, modern çağın bize armağanı (!) olan sağlık sorunlarıdır. Yanlış beslenme (fast food vb.) ve teknoloji ilerledikçe giderek daha hareketsiz hale gelen yaşam tarzımız bu sorunun altında yatan başlıca faktörlerdir. Obezite sadece estetik bir sorun oluşturmamakta, organik ve psikolojik birçok rahatsızlığın doğrudan sebebi ya da hızlandırıcı / tetikleyici faktörü olarak karşımıza çıkmaktadır. Obezitenin özellikle diyabet, hipertansiyon ve kanserle bir sebep-sonuç ilişkisi içinde olduğu iyi bilinmektedir.

Obezite; gerek hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve diyabet gibi diğer risk faktörlerini yanında getirmesinden, gerek ise vücutta ve damar duvarında düşük dereceli ve kronik inflamasyon (bir tür iltihap durumu) oluşturmasından dolayı kalp-damar hastalıklarının gelişmesine yol açmaktadır. Bütün bu bulgular ışığında kilo fazlalığı ve obezitenin; sadece kalp – damar hastalıklarına yakalanma riskini arttırmadığını, aynı zamanda bu hastalıklara daha erken yaşlarda yakalanmaya yol açarak yaşam kalitesini de olumsuz yönde etkilediği görülmektedir.

Devamını Oku

KARACİĞER YAĞLANMASINA KARŞI 8 ETKİLİ ÖNLEM (GÜNDE 1 FİNCAN KAHVE İÇİN)

Ülkemizde her 4 yetişkinden birinde görülen ve tüm dünyada giderek yaygınlaşan karaciğer yağlanması, karaciğerde yapısal ve fonksiyonel bozukluklara yol açıyor. Siroz ve karaciğer kanseri gibi çok tehlikeli hastalıklara neden olabiliyor.

Mevcut kilomuzda yüzde 3 oranında bir azalma bile karaciğer yağlanmasının %35 – %100 arasında gerilemesini sağlıyor. %10 oranında kilo kaybıysa karaciğerde oluşmuş bağ dokusunu bile geriletiyor. Çalışmalar, hastalığa karşı günde en az 1 fincan şekersiz kahvenin faydalı olduğunu ortaya koyuyor.

Karaciğer yağlanmasına karşı aşağıdaki önlemleri alabilirsiniz.

Her gün en az 45 dakika tempolu yürüyün: Özellikle gün boyu oturarak çalışıyorsanız daha fazla risk altındasınız. Gün içerisinde mutlaka hareket edin. Düzenli ve tempolu yürüyüşe çok özen gösterin. Düzenli, tempolu yürüyüş; yağlanmanın önemli ölçüde gerilemesine yardımcı oluyor.

Devamını Oku

KLİMA, YATAĞA DÜŞÜRMESİN!

Sıcak havalarda ani ısı değişiklikleri zararlıdır. Anlık ısı farkının 8 dereceyi geçmemesi gerekmektedir.

Mekân içinde ve dışındaki 7-8 derecenin üzerinde ve ani sıcaklık farkı hasta olmayı kolaylaştırır. Özellikle terliyken serin ortama girilmemelidir. Aşırı sıcak, kasları gevşetir. Kişi serin bir havayla karşılaşınca, kas ağrıları ve kas tutulması yaşayabilir.

Sıcak hava, nemle birleştiğinde kalp fonksiyonlarını ve tansiyonu olumsuz etkiler. Vücuttaki aşırı su ve tuz kaybı, hastanın kan basıncında dengesizliğe sebep olur.

İyi temizlenmeyen klimalar da hastalık kaynağı olabilir. Klimaların suyu yoğunlaştıran bölgelerinde üreyen çeşitli bakteri ve mantarlar, solunum havasına karıştıklarında gribe benzer ateş, titreme, kas ve eklem ağrıları, yorgunluk ve hâlsizlik gibi şikâyetler ortaya çıkar.

Devamını Oku

ROMATİZMA AĞRILARI VE HAVA DURUMU

Çevremizde, soğuk ve nemli havalarda eklem ağrıları, kemik üzerinde sızlar tarzda ağrı gibi yakınmaları olan kişilerle sıklıkla karşılaşırız. Bu kişiler, meteoroloji uzmanı gibi, yağmur yağacağını da söylerler. Genellikle yağar da. Çoğu insan, bu belirtilerin romatizma belirtisi olduğunu düşünüp doktora başvurur. Bu durum hem romatizma hastalarında hem de bilinen bir hastalığı olmayan sağlıklı kişilerde görülebilir. Bu durumun aleyhinde veya lehinde birçok kanıt vardır. Amerika’da bu konuda yapılan geniş serili bir araştırma (557 kişilik, çok merkezli), bazı hava şartlarında ortaya çıkan romatizma ağrılarını barometrik değişimlerle ilişkilendirmiştir.

Düşük basınçlı soğuk ve yağışlı havalarda ağrının başladığı veya arttığı; yüksek basınçlı kuru ve sıcak havalarda ise ağrının kaybolduğu veya azaldığı gözlenmiştir. Hava durumuyla ilişkili eklem ağrıları, osteoartrit hastalarında daha yaygındır.

Devamını Oku

BALIKLA İLGİLİ BİLMEDİKLERİMİZ VE YANLIŞ BİLDİKLERİMİZ

Taze balık her zaman marketteki dondurulmuş balıktan iyidir.

YANLIŞ

Bildiğiniz gibi balık çok çabuk bozulabilir. Eğer aldığınız balığın taze olduğuna emin değilseniz, dondurulmuş balık daha sağlıklı olabilir. Dondurulmuş balıklar, tutulur tutulmaz gemideyken işlenir ve çabuk bozulan iç organları atılır. Oysa taze diyerek satılan balıkların, yakalandıktan sonra siz alıncaya kadar ne kadar beklediklerini bilemezsiniz.

Balıkların sağlığa yararı, zararlı etkilerinden daha fazladır.

YANLIŞ

Devamını Oku

1 SİGARA HAYATTAN 12 DAKİKA ÇALIYOR!

İçilen her bir sigarada, sağlığa zarar veren ve insanı zehirleyen binlerce kimyasal madde bulunuyor. Bu kimyasal maddelerin 81 tanesinin doğrudan kansere neden olduğu biliniyor. Sağlıklı bir yaşam için sigaraya hiç başlamamak, başlandıysa da bir an önce bırakmak büyük önem taşıyor. Sigara içen kişilerin yaşadıkları sağlık sorunları, sigarayı bıraktıkları günden itibaren düzelmeye başlıyor.

Bırakın, ömrünüz uzasın!

Sigara içen insanların neredeyse tamamı, sigaranın zararlarından haberdar olmalarına rağmen içmeye devam etmektedir. Bunun nedeni, insanları sürekli sigara içmeye zorlayan ve bağımlılık yapan nikotin isimli maddedir. Nikotin, çok güçlü bir psikolojik uyarıcıdır. Eroin, kokain ve alkolden daha güçlü bir bağımlılığa neden olur. Nikotin beyne ulaştığında bazı hormonların salgılanmasına neden olarak zevk almaya, gevşemeye, konsantrasyonun artmasına neden olmaktadır.

Devamını Oku

ALZHEİMER HASTALIĞININ 10 BELİRTİSİ

Unutkanlık, 7’den 70’e hepimizin ortak sorunu… Öyle ki; arkadaşlarımızın isimlerini, arabamızı nereye koyduğumuzu, öğleyin hangi yemeği yediğimizi ya da ocağın altını kapatmayı zaman zaman unutabiliyoruz. Bu tür basit unutkanlıklar, çoğu kez kısa süreli ve geçicidir. Ancak yaşlanmayla gelen ciddi unutkanlıkların Alzheimer hastalığının habercisi olabileceği dikkate alınmalıdır. Unutmayın ki, bunama, yaşlılığın doğal bir sonucu değildir.

Alzheimer hastalığının habercisi 10 belirti:

1-Yakın geçmişle ilgili unutkanlık: Yakın geçmişteki olaylar, insan isimleri ve telefon numaraları sık unutulur ve hatırlanmaz. Bir kere sorulan sorular, tekrar tekrar sorulur.

2-Günlük işlerde zorlanma: Günlük ev işlerini yapmakta, kendine bakmakta, uygun elbiseleri seçmekte güçlük yaşanır.

Devamını Oku

HASSAS (İRRİTABL) BAĞIRSAK SENDROMU

İrritabl Bağırsak Sendromu (İBS), toplumda çok sık görülen ve çoğu zaman insanı hayatından bezdiren bir hastalıktır. Ülkemizdeki görülme sıklığı %10-20 dolaylarındadır. Hastalık halk arasında spastik kolon, spastik kolit veya sinirsel kolit olarak da bilinmektedir. Hastalığın belirtileri; organik bir hastalık olmaksızın dışkılama tabiatında değişiklik, karın ağrısı, dışkılamayla karın ağrısının geçmesi ve hafiflemesidir. İBS, ciddi rahatsızlıklara dönüşme (kanser, vb) gibi bir risk taşımamakla beraber, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilemektedir. Çok sık görülen bir hastalık olmasına rağmen, doktora başvurmadan bunu bir yaşam biçimi olarak kabul edenlerin sayısı ne yazık ki oldukça fazladır. İBS hastaları mevcut şikayetleri nedeniyle işe – okula gidememe, sosyal yaşantılarına ara verme veya erteleme, tatillerini yarıda bırakma gibi sorunları çok sık yaşarlar. İBS, Gastroenteroloji polikliniklerine başvuran hastalarda en çok görülen rahatsızlıktır. İlk basamak hekimlerine başvuran 10 hastadan 1’i İBS hastasıdır. Hastalık, kadınlarda daha sık görülür. 50 yaş üzerinde nadir görülür.

Devamını Oku

ANİ ÖLÜM NEDİR?

Ani ölüm, yaşanan şikayetlerle ölüm arasında geçen sürenin 1 saatten az olduğu, doğal ve beklenmedik ölümlerdir. Ani ölüm, tüm dünyada ciddi bir problemdir. Çoğu hasta, hastaneye veya bir sağlık kuruluşuna gelemeden hayatını kaybetmektedir.

  • Yalnızca ABD’de, yılda 335 Bin kişi, ani ölüm nedeniyle kaybedilmektedir.
  • Ani ölüm, bütün ölümlerin %12’sini oluşturmaktadır.
  • Kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin %50’si, ani ölüm şeklinde olmaktadır.
  • Ani ölüm, sık görülen kanserlerden daha fazla can almaktadır. Bu nedenle kanserden bile önemli bir sağlık sorunudur.

 

Devamını Oku

METABOLİZMA HIZINI ARTTIRMANIN YOLLARI

Düzenli ve hızlı çalışan bir metabolizma herkes için önemlidir. Çünkü hızlı metabolizma, daha fazla kalori yakımı, dolayısıyla da kilo kontrolü ile doğru orantılıdır. Kas kitlesinin fazla olması, vücuttaki yağ yakımının da fazla olması anlamına gelir. Kas kitleleri çok olduğu için, erkekler, bu açıdan daha şanslı. Birçok insan için metabolizma 40 yaşından sonra yavaşlamaya başlıyor. Ayrıca, genetik faktörlerin de metabolizma hızı üzerinde rol oynadığı biliniyor. Uzmanlar, yaşa ve genetik faktörlere rağmen metabolizma hızını arttırmanın mümkün olduğunu belirtiyor ve bu konuda etkili olabilecek yöntemleri şöyle sıralıyor:

Devamını Oku

SON TEKNOLOJİ BEL FITIĞI TEDAVİSİYLE HAYATI ERTELEMEYİN

Tüm hayatımız boyunca en az bir kez bel ağrısı veya bel tutulması yaşarız. Bel fıtığı rahatsızlığı, genellikle 30-60 yaş arasında görülür. Çalışan kadınlarda ve ev hanımlarında bel fıtığı sıklıkla görülen bir rahatsızlıktır. Günlük yaşamımızda yaptığımız hatalı hareketleri sık tekrarladığımızda veya aniden ağır yük kaldırdığımızda omurgamızdaki disk materyaline aşırı yük biner ve bu da bel fıtığına neden olur.

Bel fıtığına neden olan risk faktörleri;

Obezite (şişmanlık), hareketsizlik, sigara içme, hatalı hareketler, ofis çalışanlarının hatalı postürleri (duruşları), zorlayıcı fiziksel aktivite ve ağır kaldırmadır.

Devamını Oku