Category Sağlık Rehberi

Tüp Bebek Tedavisi Nedir?

Tüp bebek tedavisi uygulaması normal yollardan gebe kalamayan veya kısırlık teşhisi konulmuş çiftlere uygulanan bir tedavi yöntemidir. Normal yollardan çocuk sahibi olamayan çiftler tüp bebek tedavisi sayesinde istedikleri çocuğa yüksek oranda kavuşmaktadırlar. Bu yüzden tüp bebek çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin en çok tercih ettiği bir tedavi yöntemidir.

Tüp bebek tedavisinin uygulanması için çiftlerin belli başlı kriterlere uyması gerekmektedir. Tüp bebek tedavisine başvuran çiftlerin bu kriterlere uyup uymadığı tedavi öncesi yapılan testler ile belli olmaktadır. Çiftlerde tespit edilen bu olumsuzlukların ortadan kaldırılması sonucunda tüp bebek tedavisine başlanmaktadır.

Tüp Bebek Tedavisi Hangi Çiftlere Uygulanmaz?

Tüp bebek tedavisi eğer ki erkekte sperm üretimi hiç yoksa çiftlere tüp bebek tedavisi uygulanmaz. Kadınlarda ise, yumurtalıkların işlevini kaybetmesi sonucu doğurganlık özelliği olmayan, menopoza girmiş, cerrahi operasyon sonucu rahmi alınmış kadınlara tüp bebek tedavisi uygulanamamaktadır.

Yaşının uygun olmasına rağmen tüp bebek tedavisi öncesi yapılan testler sonucu hormonlarında bozukluk tespit edilmiş kadınlara da tüp bebek tedavisi uygulaması tavsiye edilmemektedir. Çünkü hormonal bozukluklara bağlı olarak hamileliğin gerçekleşmesi zor bir ihtimaldir. Ancak anne adayı yine de tedavi olmak isterse bu duruma tedaviyi yürütecek olan uzman hekim ile birlikte karar verecektir. Ancak doktorun onayı olmazsa tüp bebek tedavisi de uygulanmaz.

Tüp Bebek Tedavisi Kimlere Uygulanır?

Baba adayının sperm miktarında veya kalitesinde yetersizlik yoksa, herhangi bir hastalığı bulunmuyorsa tüp bebek tedavisi uygulanabilmektedir. Kadınlar da ise, üreme organlarında herhangi bir hastalık bulunmuyorsa (miyom, polip, yumurtalık kisti, çikolata kisti), kadının rahminde enfeksiyonel hastalıklar bulunmuyorsa, doğurganlığı devam ediyorsa ve yaş grubu hamile kalması için uygunsa tüp bebek tedavisi gerçekleştirilebilmektedir.

Read More

Erken Menopozda Tüp Bebek Tedavisi

Genelde 40 yaşından sonra, yaklaşık 55 yaşa kadar geçen süre içinde görülen önceleri regl kanamalarının düzensizleşmesiyle, daha sonraları ise kesilmesiyle biten dönem, menopoz olarak adlandırılır. Bazı kadınlarda menopoza söz konusu yaş aralığında değil daha erken yaşlarda girilmektedir.

Kadınlarda menopoz dönemine girilmeden önce adet döngüsünde düzensizlik ve hormonal değişiklikler görülmektedir. Menopoza girilmesi ile de adet kanamaları tamamen kesilir. 40 yaşından sonra, yaklaşık 55 yaşına kadar görülen menopoz doğal bir döngüdür. Bu nedenle kadınlar yaklaşan menopoz dönemi ile ilgili şüphe duyabilirler. Ancak daha erken yaşlarda rastlanan erken menopoz döneminde kadınlar sıradan adet düzensizliği gibi algılayabilirler. Bu nedenle erken menopoza kadınlar biraz hazırlıksız yakalanıyor dersek yanlış olmaz.

Kısırlık, doğal doğurganlık kabiliyetinin olmadığı bir vakadır. Kısırlık sorunu yaşayanlarda gebeliğin gerçekleşmesi adına uygulanan tedavide tüp bebek tedavisidir. Tüp bebek tedavisi az sayıda da olsa döllenme işlemi gerekli yumurta hücresi olan kadınlara ve sperm hücresi bulunan erkeklere uygulanmaktadır.

Peki, “Erken Menopozda Tüp Bebek Tedavisi” Uygulanabilir Mi?

Evet, erken menopozda tüp bebek tedavisi uygulanmaktadır. Erken menopozda; yumurta dondurma, kök hücre ve tüp bebek tedavisi gibi gelişmeler sayesinde gebelik gerçekleştirilmektedir. Kadınlar normal menopoz yaşlarında değil daha erken yaşlarda menopoza girdiği takdirde tedavi uygulaması sayesinde ya da tamamen kendiliğinde düzelme sağlanarak gebelik gerçekleşmektedir. Menopoza erken giren kadınlarda gebeliğin tüp bebek yöntemi ile gerçekleştirilmesi için öncelikle kadında menopoz tanısının konulması gerekmektedir. Şayet menopoz tanısı konulamıyorsa yani kadın menopoz dönemine girmemiş ise gebelik doğal yolla gerçekleşmektedir. Tedavi ile söz konusu olan kısırlık sorunu giderilmezse eğer böyle bir durumda da tüp bebek tedavisine başvurulur. Kadınlar da menopoz döneminde doğurganlık kabiliyetinin kaybolacağı bilinmektedir. Ancak erken menopoz dönemindeki kadınlar da gebelik daha önce gerçekleşmemiş olabilir ve kadınlar menopoza hazırlıksız yakalanabilir. Bu durumda da en başarılı sonuçlar tüp bebek tedavisi ile sağlanmaktadır. Fakat bu durum sadece erken menopoz dönemindeki kadınlar için gereklidir.

Normal menopoz yaşlarında menopoza giren kadınlarda tüp bebek tedavisi ile hamilelik elde edilemez. Genel olarak kanser hastası kadınlarda yumurtalıkları alınmış olabilir. Kanser tedavisi öncesinde yumurtalıklar işlemle dondurularak kanser tedavisinin ardından tüp bebek tedavisinde döllenmenin gerçekleşmesi adına muhafaza edilir ve kadında hamilelik gerçekleştirilir. Kadınlarda küçük ovaryan yetmezliği mevcut ise bu durumda menopoz daha farklı bir şekilde değerlendirilir. Kısırlık tedavi ile giderilmeye çalışılır. Tedavi başarılı olmazsa eğer tüp bebek tedavisinden destek alınır. Eğer erken menopoza giren söz konusu kadının yumurta hücreleri tükenmişse tedavi uygulansa dahi gebeliğin gerçekleşme şansı yoktur. Erken menopoz döneminde yalnızca yumurta hücreleri tükenmemiş kadınlarda tüp bebek tedavisi uygulanarak gebeliğin gerçekleşmesini sağlanabilir. Yumurta hücresi bulunmayan erken menopoz dönemini yaşayan kadınlarda tüp bebek tedavisinden başarılı bir netice elde edilemeyeceği nedeniyle tedavi uygulanmasının bir ehemmiyeti yoktur. Erken menopoz dönemi ile sıklıkla değil nadiren karşılaşılır. Ancak yine de bu olasılık göz ardı edilmeden ilerleyen zamanlarda anne olmayı isteyen kadınların, her sene rutin olarak doktora başvurarak, bir takım hormon testleri yaptırarak yumurtalık kapasitesi ölçümlerini yaptırmaları önem taşımaktadır.

Erken Menopoz Yaygın Görülen Bir Sorun Mu?

Kadınlar normal menopoz yaşlarında menopoz dönemine girilmesi durumuna alışkınızdır ancak erken yaşlarda girilen menopoza kulaklarımız çok aşina değildir. Her ne kadar kulaklarımız aşina olmasa da ya da nadiren de karşılaşılsa erken menopoz gerçeği hayatımızın bir parçasıdır. Bu durumun varlığı unutulmamalıdır. Sonuçta erken menopoz durumu ile ansızın karşılaşabiliriz ve bu durumun farkına adet düzensizliğinin normal döngüsüne ait olduğunu düşünerek varamayabiliriz. Erken menopoz döneminde tüp bebek tedavisi ile gebeliğin gerçekleştirilme şansı vardır fakat bu şansta yumurta hücresine sahip olunması önemli bir etkendir. Bu nedenle kadınların yumurta rezervini kontrol ettirmeleri olası bir erken menopoz dönemi için fayda sağlayacaktır. Yumurta rezervinde sorun saptanmayan bir kadın erken menopoz döneminde olsa dahi tüp bebek tedavisi sayesinde gebelik gerçekleştirilir. Bu durum haricinde cerrahi işlemlerle yumurtalıkları alınan kadınlarda yumurtalıkların alınmasından önce örneğin kanser hastalarında yumurta hücreleri toplanarak dondurulur bu işlem yumurtaların doldurulması işlemidir ve bu işlem sayesinde de kanser tedavisi sonrası dondurulmuş yumurtalar çözülerek döllenme sağlanarak embriyo elde edilir. Erken menopoz döneminde tıptaki gelişmeler sayesinde kadınlarda gebelik elde edilebilir ancak bunu olabilmesi için kadındaki yumurtalık kapasitesi önem arz etmektedir.

 

Read More

Aşılama Nedir?

Hiç şüphesiz aile kavramının en önemli unsuru çocuklardır. Çiftler evlendiklerinde kurdukları yuvayı perçinlemek için çocuk sahibi olmayı arzularlar. Ancak ne yazık ki bazı çiftlerde bazı dış faktörlerden ve fizyolojik nedenlerden ötürü kısırlık sorunu meydana gelir ve çiftlerin bu arzularına doğal yolla kavuşma hayalleri suya düşer. Çiftler açısından bu durum oldukça üzücüdür. Eski dönemlerde pek çok çift bu yüzden sorun yaşamakta ve hatta ayrılmaktaydı. Ancak günümüzün imkanları ile gelişen tıp biliminde bu soruna fayda bulundu ve yardımcı üreme yöntemleri uygulanarak aile olma umutlarını yitirmiş olan çiftlerin yüzleri gülümsedi.

Çiftlerin çocuk sahibi olmaları adına uygulanan tek yöntem yoktur. Sorunun temeline bağlı olarak farklı tedaviler uygulanmaktadır. Her çiftte ya da her kişide sorun farklı olabilir bu nedenle yardımcı üreme yöntemleri geliştirilmiş ve hala günümüzde gelişimini de sürdürmektedir. Aşılama tedavisi de bu yöntemlerden biridir.

Aşılama yöntemi, erkekten üreme hücresi olan spermlerin elde edilip, bu spermlerin kadının rahmine bırakılması ile döllenmenin gerçekleştirilmesini sağlayan bir uygulamadır.  Aşılama uygulanmasında tüp bebek tedavisinde olduğu gibi döllenme işlemine müdahale edilmez. Döllenme işleminin gerçekleşmesi için spermler rahme bırakılmaktadır. Spermlerin enjekte edilerek rahme bırakılması sebebi ile de tedavi aşılama olarak adlandırılmaktadır.

Erkekten elde edilen sperm hücrelerinin enjektör iğneler yardımı ile rahim içine bırakılarak yapılan aşılama yönteminde gebeliğin gerçekleşme oranı %20’ye kadar artış göstermektedir.

Aşılama yönteminde döllenme işlemi gerekli olan erkeğin sperm hücresinin ve kadının yumurta hücresinin olması gerekmektedir. Aksi takdirde bu iki hücre olmadan döllenme gerçekleşemeyeceği için aşılama tedavisi uygulanamamaktadır. Ayrıca kısırlık tedavisi devam edenlerde de aşılama yöntemine başvurulmamaktadır.

Aşılama Öncesi Yapılan Testler

Erkeklerde;

  • Semen Analizi
  • Yıkama Sonrası Sperm Seviyeleri
  • Sperm Sayısı Ve Sperm Hareketlilik Durumu
  • MAR Testi
  • Hormon Profili
  • Ayrıntılı Morfolojik Değerlendirme
  • Sistemik, Lokal Fiziki Muayene

Kadınlarda;

  • Sistemik, Lokal Muayene
  • Tubal Geçişin Görülmesi (HSG, Laporpskopi)
  • Prolaktin Hormonu
  • TSH Hormonu
  • Adet Döngüsünün 21. Gününde Değerlendirilen Progesteron Hormonu

Aşılama işlemi kısa süren, kolaylıkla uygulanabilen, acı vermeyen ve ağrı hissedilmeyen bir uygulamadır. Aşılama sonrasında uygulama yapılan anne adayının yaklaşık olarak 10 veya 20 dakikalık bir süre istirahat etmesi kafidir. Aşılama işlemi ardından istirahat ettikten sonra kadın günlük hayatına geri dönebilir. Aşılama uygulaması yapılırken veya sonrasında şiddetli şikayetlerle karşılaşılmamaktadır. Bu tip durumlarla nadiren karşılaşılır. Böyle bir vakada da aşılama işleminden değil farklı rahatsızlıktan şüphelenilerek hasta değerlendirilir.

Aşılama Hangi Koşullarda Uygulanır?

  • Düşük sperm sayı veya hareketlilik oranı
  • Açıklanamayan kısırlık
  • Servikal mukus sorunları
  • Rahim ağzındaki anatomik problemler
  • İmmünolojik kısırlık
  • Kadında yumurtlamanın olmaması ya da yetersiz olması
  • Cinsel işlev bozuklukları

Aşılama Önce Erkekten Sperm Nasıl Elde Edilir?

Erkekler sperm vermeleri için hazırlanan özel odalara alınır ve sperm verme işlemi bu odada gerçekleşir. Gerektiği takdirde okuma veya görsel bir materyal erkeğe verilir. Bu işlemden önce erkeğin en az 2 en fazla 5 gün süreli cinsel perhiz yapması ve boşalmaması izah edilir. Aksi takdirde sperm sayısı ve spermin hareketlilik durumunda azalma olur. Sperm mastürbasyon yolu ile elde edilir. Elde edilen spermler steril bir kapta bulunmalıdır. Mastürbasyon öncesinde erkeğin elinin hijyenine önem vermesi ayrıca kayganlaştırıcı nitelikteki materyallerden destek almaması tavsiye edilir.

Aşılama İşlemi Nasıl Uygulanır?

Aşılama işlemi doğumhane koşullarında deneyimli ekip tarafından yapılması gereken bir uygulamadır. Aşılama yapılacak kadın öncelikle jinekolojik pozisyonda hazırlanır. Steril spekulum rahim ağzı görülecek şekilde yerleştirilir. Rahim ağzındaki olası akıntılar steril izotonik solisyonu püskürtülerek temizlenir. Steril kanül zarar vermeyecek şekilde rahim ağzından içeri bölgeye doğru yerleştirilir. Bu işlemde dokulara zarar vermemek ve kanamanın gerçekleşmemesi sağlamak oldukça önem teşkil etmektedir. Laboratuardan gelen sperm örneği oda sıcaklığında steril enjektöre çekilir ve yerleştirilen kanülden yavaşça enjekte edilir. Anne adayına işlemden 10-12 gün sonra kanda gebelik testi yapılarak gebelik durumu değerlendirilir. Aşılama sonrasında anne adayında beklenmedik bir durum gerçekleştiği takdirde doktora başvurulması önem teşkil etmektedir.

Aşılama işleminde gebelik gerçekleştirilebilindiği gibi bazı koşullarda bu başarılı sonuç ne yazık ki elde edilemez. İlk ve ikinci aşılama uygulanmasında başarısız netice alındıktan sonra tekrar aşılama tedavisi önerilmemektedir. Diğer yardımcı üreme yöntemleri için hastalar yönlendirilmektedir. Çünkü her aşılama uygulamasında elde edilecek başarı oranı bir öncekine göre düşüş gösterecektir.

Aşılama yöntemi ardından yapılan gebelik testi diğer gebelik testlerinden farksızdır. Doğal yolla kalınan ya da diğer yardımcı üreme yöntemleri ile gerçekleşen gebelik kontrolü için bakılan kanda gebelik testi aşılama sonrasında yapılan test ile aynıdır.

Read More

1. İlaçsız Tüp Bebek Tedavisi Nedir?

Klasik tüp bebek tedavilerinde ilk olarak yumurtalıklar uyarılır. Yumurtalar istenilen sayı ve olgunluğa ulaştıktan sonra ise yumurtaları toplama aşamasına geçilir. İlaçsız tüp bebek tedavisinde ise yumurtaların büyümesi beklenmeden toplanır ve laboratuar ortamına alınır. Yumurtaların burada büyümesi sağlanır. Bu tedavinin amacı ise anne adayının tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlardan dolayı zarar görmesini engellemektedir.

İlaçsız tüp bebek tedavisinde anne adayı ya çok az ya da hiç ilaç kullanmaz. Laboratuar ortamında büyüyen yumurtalar, belirli sıvıların içerisinde bekletilir. İstenilen duruma ulaştıkları zaman ise baba adayından sperm örneği alınır ve mikroenjeksiyon yöntemi ile döllenmeleri sağlanarak anne adayının rahmine transfer edilmesi sağlanır.

2. İlaçsız Tüp Bebek Tedavisini Kimler Tercih Etmeli?

Anne adaylarının bazılarının tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlara aşırı cevap verdikleri gözlemlenmiştir. Bu hassasiyet neticesinde de yumurtalıkların verdiği ve beklenmeyen aşırı cevabın, karında ve akciğerde sıvı toplanması ( overin hiperstimulasyon sendromu-OHSS) durumuna yol açmıştır. İlaçsız tüp bebek tedavisi, daha çok bu hassasiyete sahip olan, OHSS gelişme olasılığı yüksek olan PKOS (Polikistik Over Sendromu) hastalarına uygulanmaktadır. Bunun dışında çikolata kisti olan hastalara ya da ilaçlara tepkisi az olan hastalarda ve erkek infertilitelerinde uygulanabilir. İlaçsız tüp bebek tedavisi, hormon tedavisinin kesinlikle yasaklanmış olduğu kanser hastaları için özellikle ideal olarak kabul edilen bir yöntemdir.

3. İlaçsız Tüp Bebek Tedavisinin Avantajları Nelerdir?

  • Tedavinin daha kolay bir şekilde gerçekleştirilmesi
  • Daha kısa tedavi süresi (8 ile 10 gün arası)
  • Yan etkisinin olmaması
  • Risklere sebebiyet vermemesi
  • Klinik ziyareti sayısının düşük olması (1 ile 2 defa)
  • Daha az enjeksiyon sayısı (2 ile 3 defa)
  • Kan alma işleminin olmaması

4. İlaç Yardımı Olmadan, Yumurtalar Nasıl Elde Edilir?

İlaçsız tüp bebek tedavisinde ilaç kullanılmaz ya da oldukça az oranlarda kullanılır. Bu sebeple de anne adayının kendi adet döngüsü içinde gelişen yumurtaları toplanır. Bu yumurtalar uygun kültür ortamına aktarılır ve gelişmeleri bu alanda sağlanır. Yumurta hücresi bu adımdan sonra baba adayından sağlanmış olan sperm ile döllenme işlemi meydana getirilir. Döllenme işlemi, mikroenjeksiyon (ICSI) yönteminin desteği ile uygulanır.

5. İlaçsız Tüp Bebek Tedavisi Kimlere Uygulanamaz?

İlaçsız tüp bebek tedavisi, şayet anne adayının yaşı ileri ise ve şiddetli kısırlık sorunları söz konusu ise uygulanmamaktadır.

6. İlaçsız Tüp Bebek Tedavisinde Başarı Oranı Nedir?

İlaçsız tüp bebek tedavisinin başarı oranı, kabul edilebilir sınırlar içerisindedir. Klasik tüp bebek yöntemine göre başarı oranı daha az olsa da aşılama yöntemi ile ilaçsız tüp bebek yönteminin başarı oranları yaklaşık olarak aynıdır. İlaçsız tüp bebek tedavisinin başarı oranı %30 olarak ifade edilmektedir.

7. İlaçsız Tüp Bebek Tedavisinin Süresi Nedir?

İlaçsız tüp bebek tedavisi yaklaşık olarak 8-10 günde tamamlanmaktadır. Bu süre boyunca çift 2-3 defa merkeze gitmektedir. Bu aşamada gerekli muayene ve tetkikler yapıldıktan sonra çift günlük hayatına geri dönebilir. Hastanede kalmayı gerektiren bir yöntem değildir.

 

Read More

Yumurta Dondurma İşlemi Nedir?

Yumurta dondurma, kadının yumurtalıklarından elde edilen yumurtaların uygun laboratuvar şartları altında toplanarak ilerleyen yılarda gebelik şansını koruyabilmek için vitrifikasyon yöntemi ile dondurularak saklanmasını sağlayan bir yöntemdir. Vajinal ultrasonografi aracılığı ile toplanan yumurtalar, aynı kalitede uzun bir süre saklanmaktadır. Böylece gebelik istediği doğrultusunda çözülerek, mevcut gebelik şansı devam ettirilmektedir.

Yumurta Dondurma İşlemi Nasıl Yapılır?

Tüp bebek tedavisinde olduğu gibi kadının adet döneminde yumurtalıkların uyarılması için hormonal ilaçlar kullanılmaktadır. Yumurtalıklar bu aşamadan sonra takibe alınarak, belli bir olgunluğa erişmesi beklenir. Ultrason muayeneleri ile olgunlaşan yumurtalıklara yapılan yumurta çatlatma iğnesinden 36 saat sonra özel iğneler aracılığı ile yumurtalar toplanmaktadır. Toplanan yumurtalar özel kimyasal solüsyonlar içerisinde bekletildikten sonra vitrifikasyon yöntemi ile kalitesi bozulmadan hızlı bir şekilde doldurularak, – 196 derecedeki sıvı azot içeren tanklar içerisinde muhafaza edilmektedir. Vitrifikasyon yöntemi yumurtaların hızlı bir şekilde zarar görmeden doldurulmasını sağlamaktadır. Böylece vitrifikasyon yöntemi ile dondurulan yumurtaların çözülmesi ile %80 ve %90 canlılık oranı elde edilmektedir. Daha sonra baba adayından elde edilen kaliteli tek bir sperm hücresinin mikroenjeksiyon yöntemi ile direkt olarak yumurta içine enjekte edilmesi ile döllenmeye maruz bırakılmaktadır. Döllenen yumurta gebelik için uygun olgunluğa eriştiğinde anne adayının rahmine yerleştirilerek, gebelik şansı elde edilmektedir.

Kimler Yumurta Dondurma İşleminden Yararlanabilir?

Kariyer odaklı yaşayan ve çocuk sahibi olma isteğini erteleyen kadınlar, doğurganlıklarını koruyabilmek için yumurta dondurma işleminden yararlanabilmektedir.

Kanser nedeni ile kemoterapi ve radyoterapi tedavisi görecek olan kadınlar, yumurta dondurma işlemi ile yumurtalıklarını koruma altına alabilir. Kanser tedavileri üreme sisteminde ciddi zararlar vererek, kadınların doğurganlık özelliğini yitirmesine neden olmaktadır. Bu nedenle çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar, tedaviden sonra bu şansını koruyabilmek için yumurta dondurma işlemine başvurabilmektedir.

Tüp bebek tedavisinde yumurtalıkların aşırı uyarılması yani OHSS gelişme riskinin olduğu hastalarda yumurta dondurma işlemi yapılabilmektedir. Yumurtalar elde edildikten sonra ilerleyen aylarda mikroenjeksiyon yöntemi ile tüp bebek tedavisi gerçekleştirilebilmektedir.

Yumurta toplama işlemine eş zamanlı olarak baba adayından sperm alınmaktadır. Ancak bu aşamada baba adayının hastanede bulunamaması nedeni ile döllenme işlemi gerçekleşemeyeceği için, anne adayından toplanan yumurtalar uygun bir zamana kadar dondurularak saklanabilmektedir.

Ailesinde erken menopoz hikayesi olan ve bu risk faktörü içerisinde yer alan kadınlar, yumurtalıklarını ilerleyen yıllarda kullanabilmek için dondurarak saklayabilmektedir.

Dondurulan Yumurtalar Ne Kadar Süre Saklanabilmektedir?

Yapılan araştırmalara göre vitrifikasyon yöntemi ile dondurulan yumurtalar 8-10 yıla kadar hamilelik şansını koruyabilmektedir. Ancak bu süre yasalar tarafından 5 yılla sınırlandırılmıştır. Fakat çiftler bu süreyi yazılı bir dilekçe ile uzatabilmektedir.

Yumurta Dondurma İşlemi İçin Merkez Seçimi Önemli Mi?

Evet, tüm tıbbi müdahalelerde olduğu gibi yumurta dondurma işleminin yapılacağı merkezin tecrübesi ve teknolojik donanımlarının da yeterli olması, uygulamanın başarılı bir şekilde sonuçlanmasında etkin rol oynamaktadır. Ayrıca teknolojik alt yapısının ve embriyoloji laboratuvarların üstün olmasının dışında, özellikle vitrifikasyon tekniğinin kullanılması gerekir.

Günümüzde vitrifikasyon tekniği ile yumurtalar hızlı bir şekilde dondurulmakta ve yine aynı şekilde çözülmektedir. Böylece yumurta hücrelerinin zarar görmeden istenilen başarı oranı korunabilmektedir. Özellikle yumurta rezevlerinin azaldığı saptanan ya da erken menopoz riski taşıyan kadınlarda yumurta sayısı ve kalitesi sınırlı olacağı için yumurta dondurma ve çözme işlemlerinden ortaya çıkabilecek kaybın minimum düzeyde olması gerekir. Bu nedenle merkez seçiminde özellikle vitrifikasyon tekniğinin kullanılmasına ve merkezin tecrübesi doğrultusunda seçim yapılmasına dikkat edilmesi gerekir.

Read More

Vertigo Nedir?

Kişinin kendinin veya çevresindeki eşyaların dönmesi şeklinde algıladığı bir hareket illüzyonudur. Toplumuzda genç hastalarda %2 oranında görülürken 60 yaş üzerinde bu oran %20-30 lara çıkmaktadır. Hastalar sıklıkla, kendisinin yada etrafın döndüğü, dengesizlik, sabit duramama, yürümede zorluk, zeminin kayması, düşecekmiş gibi olma, itilme hissi, başta boşluk, sağa sola çekilme gibi şikayetlerle hastaneye başvurmaktadır.

Vertigonun Nedenleri?

Baş dönmesinin pek çok sebebi bulunmaktadır. Pek çok sistemik hastalığın bulgusu olabilir.

  • Hipertansiyon
  • Hipotansiyon
  • Diabet
  • Kolesterol, trigileserid yüksekikleri
  • Guatr (Hipertroidi, hipotroidi)
  • Vitamin B12 eksikliği

Vertigo santral ve periferik olmak üzere ikiye ayrılır.

Periferik Vertigo

İç kulaktaki denge organlarımızdaki problemler, orta kulak problemleri periferik vertigoya yol açar.

Periferik Vertigo Nedenleri

BPPV (Pozisyonel Vertigo): İç kulaktaki denge organlarımızda yer alan kristallerin yerinden oynaması sonrası ortaya çıkan baş dönmesidir. Ani baş hareketleriyle ortaya çıkan kısa süreli baş dönme ataklarına yol açar. Manevra tedavisinden %90 fayda görmektir.

Menier Hastalığı: İç kulak sıvısındaki basınç artışına bağlı olarak ataklar halinde ortaya çıkan, saatlerce süren baş dönmesi, bulantı-kusmaya neden olan bir rahatsızlıktır. Ataklar öncesinde kulakta dolgunluk uğultu problemine yol açabilir. Giderek artan işitme kaybına neden olabilir. Tedavisi öncelikle medikal olmakla beraber ileri olgularda cerrahide uygulanabilir.

Vestibüler Nörinit: Sıklıkla geçirilen bir üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası işitme sirinin iltihaplanması nedeniyle ortaya çıkar. Şiddetli baş dönmesi şikayeti olup medikal tedaviden oldukça fayda görmektedir.

Perilenf Fistülü: İç kulak sıvısının orta kulağa kaçması sonrası ortaya çıkan baş dönmesi ve işitme kaybı problemidir. Sıklıkla orta kulak enfeksiyonu, özellikle koleteatomaya bağlı kemik bölgede oluşan harabiyetler yada travma sonucu ortaya çıkar. Tedavisi cerrahidir.

Labirentit: İç kulak enfeksiyonu sonucu ortay çıkan baş dönmesi ve işitme kaybı problemidir. Sıklıkla viral enfeksiyonlara bağlı gelişir. Baş dönmesi şiddetli olduğu için hastaneye yatırılarak medikal tedavi uygulanır. Baş dönmesi 3-4 hafta içerisinde düzelir. Ancak genellikle işitme kaybı kalıcı olur.

Santral Vertigo

Beyin, beyincik (Serbellum) ve beyin sapı bölgelerinde ortaya çıkan problemlere bağlı ortaya çıkan vertigodur.

Serebro Vasküler Olaylar (İNME): Beyne kan akımının azalması (iskemi) ya da beyin kanaması durumlarına inme olarak bilinmektedir. Bu hastalarda baş dönmesi ve dengesizlik dışında, kısmi ya da tam felçler, konuşma bozuklukları, görme bozuklukları görülebilir.

Ani başlangıçlı bulantı kusma ve baş dönmesiyle birlikte ağız çevresinde keçeleşme, yürümede güçlük, konuşma bozukluğu, çift görme gibi bulgular beyin sapı iskemisine ya da kanamasına bağlı olabilir.

Vestibüler Migren: Migren ve vertigo birlikteliği oldukça sık görülen bir problemdir. Vestibüler migrende görülen baş dönmeleri genellikle birkaç dakika ile sınırlıdır. Ancak bazen günlerce de sürebilir. Baş dönmeleri genellikle başın ani hareketleri sırasında görülür. Baş ağrıları baş dönmesi atağından hemen önce, atak sırasında ya da ataktan hemen sonra görülebilir.

Multiple Skleroz: Genellikle genç erişkinlerde ve kadınlarda daha sık görülür. Sinirlerin etrafını saran miyelin kılıfın hasarıyla seyreden bir hastalıktır. Yürüme bozukluğu ve baş dönmesi hastalığın tüm evrelerinde sık karşılaşılan bir semptomdur. Baş dönmesi bazen hastalığın ilk belirtisi olabilir. Hastalık başlangıçta ataklar ve remisyonlarla karakterize iken tekrarlayan ataklar sonrası kalıcı hasarlar gelişir.

Araç Tutması (Taşıt Tutması)

Araç hareket halinde iken ortaya çıkan ciddi baş dönemsi, bulantı kusma hadisesidir. Kişilerin yaşam kalitesi oldukça bozan bir problemdir. Gözden giden uyarılarla kulaktan gelen uyarıların uyumsuzluğu sonucu ortaya çıkar.

Araç Tutmasını Önlemek İçin Neler Yapabiliriz?

  • Arabada, arka koltuk yerine ön koltukta oturun ve arabanın gittiği yöne bakın.
  • Gemide güverteye çıkıp ufka bakın.
  • Uçakta pencere kenarına oturup dışarıyı seyredin.
  • Yine uçakta hareketin en az algılandığı kanat üstünü tercih edin.
  • Koltuklarınızı gidiş yönüne ters yönünde olmamasına dikkat edin ve yolculuk sırasında kitap okumayın, bilgisayar tablet, telefon gibi cihazları kullanmayın.
  • Ağır kokulardan, baharatlı yiyeceklerden uzak durun.

Tedavide önerilerin yetmediği durumlarda yolculuk öncesi bazı ilaçlar önerilebilir. Bunun yanı sıra rehabilitasyonda uygulanabilir.

Yaşlılığa Bağlı Baş Dönmesi

Yaşlılıkta oluşan birçok değişiklik gibi işitme ve dengeyi sağlayan sistemlerde de zayıflamalar olur. Bunun yanında görmede azalma, bulanık görüş, kas ve eklemlerden gelen uyarılardaki zayıflamalar da beyne giden bilginin azalmasına yol açarak baş dönmelerine ve denge kayıplarına neden olabilir. Bu durum özellikle ev içi kazlarına, düşmelere yol açabilir. Bunu engellemek için medikal tedavilerden ve rehabilitasyon egzersizlerinden faydalanılabilir.

Denge Testleri

Vertigo şikayeti ile başvuran hastanın tanı ve değerlendirilmesinde kullanılan bazı testler vardır. Bu testler bize hastalığın sebeplerini belirlenmede yardımcı olmaktadır. Böylece doğru tanı ve tedavi uygulamamızı sağlamaktadır.

  • Videonistagmografi (Vng)
  • Kalorik Test
  • Video Head Impulse Test (Vhit)
  • Vestibüler Uyarılmış Miyojenik Potansiyeller (Vemp)
  • Dinamik Posturografi
Read More


Öksürünce ve Hapşırınca İdrar Kaçırma Sorununa Çözüm

 

İdrar Kaçırma Tedavisinde Son Teknoloji: Femilift Lazer

İdrar kaçırma istemsiz olarak idrar tutmama halidir. Bu durum başta sosyal ve hijyenik birçok probleme neden olmaktadır. Başlıca iki çeşit idrar kaçırma mevcuttur.

Birincisi; mesane kasılma bozukluğundan kaynaklanan ani sıkışma, sık tuvalete gitme ve yetişemeden idrar kaçırma durumudur. İkincisi ise öksürme, hapşırma, ıkınma ve gülme gibi karın içi basıncı artıran hallerde ortaya çıkan, idrar tutucu kslarındaki yetersizlikten kaynaklanan stres idrar kaçırma durumudur. Bunları her ikisinin bir arada olmasına karışık tipte idrar kaçırma denir.

 

Femilift Lazer İle Yaşam Kalitenizi Artırın

Doğum, kilo alıp verme, hormonal dalgalanmalar gibi değişiklikler vajinal dokuya, pelvik tabana, vajinal mukozaya zarar verir. Bu fizyolojik değişimler, zamanla stres üriner inkontinans (idrar kaçırma) gibi kadınların yaşam kalitesini ve kendilerine güvenlerini etkileyen sorunlara yol açar.

İdrar Kaçırma Tedavisinde Femilift Lazer Uygulaması

Kadınlarda idrar kaçırma tedavisinde FemiLift Lazer uygulaması ile ameliyatsız – dikişsiz- kanamasız-ağrısız olarak tedavi olmak mümkündür. Cilt ve cilt altı dokuda oluşturduğu termal ve ablasyon etkisiyle dokularda yenilenme ve sıkılaşma sağlar.

FemiLift Lazer uygulaması hafif ve orta şiddetteki stres ve karışık tip idrar kaçırmada;

  • Etkili bir tedavi yöntemidir,
  • Hijyenik uygulama imkânı sağlar,
  • Hızlı sonuç alınma imkânı sağlar,
  • Pratik uygulama mevcuttur,
  • Kesintisiz ve kalıcı tedavi imkânı mevcuttur.

İdrar Kaçırma Tedavisi Lazerle Nasıl Yapılır?

Lazer yoluyla gerçekleştirilen idrar kaçırma tedavilerinde, hastaların gündelik ve sosyal yaşantıları olumsuz yönde etkilenmeden, hızlı ve pratik bir tedavi sağlanabilmektedir.

Ürojinekolojide, son yıllarda daha sık uygulanmaya başlayan lazerle idrar kaçırma yöntemleri;

  • Orta ve hafif derecedeki stres kaynaklı öksürme, hapşırma gibi stres kaynaklı idrar kaçırmaların,
  • Karışık tip idrar kaçırmaların tedavilerinde uygulanabilmektedir.

Lazerle idrar kaçırma uygulamalarında, herhangi bir kesi uygulanmamaktadır. Kesi uygulanmaması sebebiyle, herhangi bir ağrı oluşumu ortaya çıkmamakta, dolayısıyla hastaya anestezi uygulanması gerekmemektedir. Ameliyatsız, kesi ve dikiş söz konusu olmadan gerçekleştirilen lazerle idrar kaçırma tedavilerinde, ayakta ve hızlı şekilde uygulanabilmektedir.

Lazerle idrar kaçırma tedavisinde, öncelikli olarak hasta, jinekolojik muayene masasına alınmakta ve kullanılan özel bir spekulum ile hastaya pozisyon verilmektedir.

Uygulanacak lazer foto termal etki ile kolajen dokuların üretimi arttırılmakta ve bu dokuların üretimi arttırılarak idrar torbasını yerinde tutan, aynı zamanda destekleyen vajen ve pelvik kaslarda sıkılaşma sağlanmaktadır. Böylece idrar kaçırma şikayetleri tedavi edilmektedir.

Lazerle idrar kaçırma tedavileri, en fazla 20-25 dakika süren işlemlerdir. Genellikle 1 ile 3 seansta netice alınmaktadır. Seans aralığı 4-6 haftadır. Aynı zamanda lazer idrar kaçırma tedavileriyle, vajinal sıkılaşma ve kuruluğun azalmasından dolayı hastanın cinsel hayatında da normale dönme sağlanmaktadır.

Üroloji ve Kadın Hastalıkları branşlarında gerçekleştirilen idrar kaçırma tedavilerinde, hastaların gündelik ve sosyal yaşantıları olumsuz yönde etkilenmeden, hızlı ve pratik bir tedavi sağlanabilmektedir.

Read More

Vajinismus Nedir?

Vajina girişindeki kasların istemsizce kasılması sonucu cinsel birlikteliğin gerçekleşememesine verilen isimdir. Vajinismus, ilk geceden itibaren çiftler için büyük bir sorun olabilmekle beraber her cinsel birleşememe durumu da vajinismus olarak görülmemelidir.

Vajinismusta sorun vajina girişini çevreleyen kasların tamamen istemsiz bir şekilde kasılması sonucunda penisin vajinaya girememesidir ve bu durum cinsel birliktelik arzulanıyor olsa dahi ortaya çıkabilir.

Vajinismus Nedenleri?

Öncelikle vajinismusun isteğe bağlı olmadığının çok iyi anlaşılması gerekmektedir. Vajinismusun temelinde yatan neden genellikle tam olarak tespit edilememekle beraber aşağıdaki durumlar vajinismusa neden olabilir:

  • Cinsel taciz veya istismara uğramış olmak veya böyle bir duruma tanık olmak
  • Vajinal mantar enfeksiyonları
  • Travmatik doğum veya jinekolojik işlem öyküsü
  • Genel anksiyete
  • İlk cinsel ilişkinin aşırı ağrılı olacağı inancı
  • Fiziksel travma (cinsel travma olmaksızın)
  • Stres
  • Vulvar vestibülit denilen, klinik olarak net bulgular vermeyen ancak birleşme esnasında ağrıya neden olabilecek durumlar
  • Aile içi şiddete maruz kalmak
  • Eşler arası güven kaybı
  • Kontrolü kaybetme korkusu
  • Cinsel olarak yetersiz olma hissi

Vajinismus Hastası Tüp Bebek Yaptırabilir mi?

Vajinismus hastaları kısırlık için uygulanan tedavi yöntemleri ile gebe kalabilirler. Vajinismus hastaları tüp bebek, mikroenjeksiyon ve aşılama gibi kısırlık tedavilerini deneme yoluna gidebilirler.

Günümüzde bireye ve çifte özgü, bilimsel ve etik vajinismus tedavi yöntemleri sayesinde kalıcı şekilde ve kesin çözümlere ulaşılmaktadır. Vajinismus tedavisi sonrasında kadınlar normal bir cinsel ilişki yaşayarak gebe kalabilirler. Aynı zamanda arzu edilmesi durumunda tüp bebek tedavisi de uygulanabilmektedir.

Read More

Rotator Cuff Yırtıkları Nasıl Oluşur? 

Omuz anatomik olarak çok geniş hareket açıklığı, zayıf eklem teması, bu zayıf teması desteklemek ve hareket açıklığını sağlamak için yer alan kıkırdak ve tendon destekleriyle vücudun en karmaşık eklemidir. Bu eklem ileri yüklenmelere maruz kalır. 40 yaş üzerinde omuz ağrısı nedenlerinin en önemli nedenlerinden biri rotator cuff yırtıklarıdır. Rotator cuff, humerus (üst kol kemiği) kemiğinin üst ucundaki omuz eklemini yapan baş kısmını çepeçevre saran adele-tendon bir yapıdır. Omuz eklemini yerinde tutar ve omuzun içe-dışa dönüş hareketlerini yaptırır. Rotator manşet yırtığı gençlerde ve sporcularda ani bir harekette oluşan yaralanma ile oluşabileceği gibi, zaman içinde tekrarlayıcı kolun baş seviyesinin üzerindeki hareketlerde zamanla gelişebilir.

Rotator Cuff Yırtığında Bulgular

  • Başüstü hareketlerde daha fazla olmak üzere tekrarlayıcı, devamlı omuz ağrısı
  • Gece ağrısı. Bu ağrı ağrıyan taraf üzerine yatmayı engeller.
  • Adele güçsüzlüğü. Özellikle kolu kaldırmaya çalışırken hissedilir.
  • Omuz hareketleri sırasında tıkırtılar , klik sesleri gelmesi.
  • Omuz hareketlerinde kısıtlılık.
  • Genellikle hastanın ağırlıklı kullandığı kolunda olur.
  • Hastalar rahatsızlığın başlamasına neden olduğunu düşündükleri bir olay tanımlarlar.

Rotator Manşet Yırtıklarında Risk Faktörleri

  • Tekrarlayıcı başüzeri hareketler. Fırlatma sporları, tavan boyama gibi
  • Aşırı güç, düşme gibi
  • Yaşlanmaya bağlı dejenerasyon.
  • Rotator maşetin bulunduğu aralıkta daralma. (omuz anatomisine bakınız)
  • Rotator manşetin akromion denilen (omuz anatomisine bakınız) çıkıntının altındaki yüzey tarafından zedelenmesi

Rotator Manşet Yırtıklarının Cerrahi Olmayan Tedavileri Nelerdir?

Rotator manşet yırtıkları ameliyatsız kendi kendine iyileşmez, ancak birçok hasta omuz kaslarını güçlendirerek ameliyatsız tedavi ile fonksiyonel olarak iyileşebilir ve ağrıyı azaltabilir. Sadece bir yırtık olması, mutlaka bir ameliyat gerekli olduğu anlamına gelmez. Durumun iyileşmesi bir yıl kadar sürebilir.

Omzun iyileşmesi için zaman tanımak gerekir. Kol askısı ve dinlenme ile tedavi süreci desteklenmelidir. Kolla yapılan rutin faaliyetler azaltılmalı ya da durdurulmalı, spor, egzersiz gibi zorlayıcı hareketler ırakılmalıdır.

  • Ağrı ve şişmeyi en aza indirmek için medikal tedaviler,
  • Güçlendirme ve germe egzersizleri için fizik tedavi,
  • Ağrı ve şişliği hafifletmek için enjeksiyonları.

Rotator Manşet Yırtıklarının Cerrahi Tedavileri Nelerdir?

Tam bir yırtılma söz konusu ise veya cerrahi olmayan tedaviler kısmi yırtılmaya yardımcı olmadıysa, iş ve spor gibi günlük akışı olumsuz etkileniyorsa tedavi planı içerisinde ameliyat ön görülebilir.

Bazı yırtıklar için yırtığın boyutu ve/veya hastanın yaşı nedeniyle onarılamaz ise ters omuz replasmanı, tendon transferi veya onarım yapılmadan skar dokusunun debridmanını gerekebilir.

Ameliyattan sonra dört ila altı hafta arasında kolu hareketsiz hale getirmek için bir askı kullanılması uygundur ve cerrahi uygulama fizik tedavi ile desteklenir. Çoğu insan, ameliyattan sonra dört ila altı ay içinde omuz fonksiyonunu ve gücünü geri kazanır, ancak tam iyileşme 12-18 ay kadar sürebilir.

Read More

Obezite Cerrahisi

Obezite tüm dünyada giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Dünya Sağlık Örgütü obeziteyi bir kronik hastalık olarak tanımlamaktadır.

Obezite en sık Meksika, ABD, Yunanistan ve İtalya’da görülmekle birlikte bölgesel olarak Akdeniz Bölgesi’nde daha yüksek oranda görülmektedir. Ülkemizde de obezite %30’lar düzeyine çıkarak son yıllarda önemli bir artış göstermiştir. Pandemi döneminde alınan tedbirler kapsamında olan kapanma dönemlerinde obezitenin arttığına dair veriler mevcuttur.

Bireyin beklenen kilosundan %20 daha fazla kiloya sahip olmak olarak tanımlanan obezitede vücut kitle indeksinin 30’un üzerine çıkması sınır kabul edilmektedir. Obezite başlı başına önemli bir sağlık sorunu olmanın yanı sıra birçok kronik hastalığın da başlatıcısı durumundadır ve daha ağır seyretmesine neden olmaktadır. Bu hastalıkların başında kronik kalp hastalıkları, kalp krizi, Tip 2 diyabet, safra kesesi ve safra yolları hastalıkları, kanser artışı, kısırlık, ani ölümler, uyku apnesi, solunum yolları hastalıkları, kalça ve diz eklemi hastalıkları gelmektedir.

Obeziteye bağlı olarak kalp hastalıkları ve diyabette önemli artışlar olmaktadır. Bu kronik hastalıklar hem yaşam kalitesini olumsuz etkilemekte hem de tedavi maliyetlerini artırmaktadır.

Düzenli ve sağlıklı bir şekilde kilo verilmesi obezitenin neden olduğu hastalıkların iyileşmesine ve sorunların ortadan kalkmasını sağlamaktadır. Obezite tedavisinde her zaman öncelik egzersiz ve ilaçların ön plana çıktığı medikal yöntemlere verilmelidir. Ancak bu yöntemlerin başarısı sınırlıdır ve hastalar kısa süre içinde verdikleri kiloları geri almaktadırlar.

Obezite Tedavisinde Etkili ve Kalıcı Yöntem: Cerrahi

Obezitede en etkili ve kalıcı kilo verme yönteminin cerrahi olduğu tüm dünyada kabul görmektedir. Obezite tedavisi için 1950’lerden bu yana çok çeşitli cerrahi yöntemler geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Gelişen cerrahi teknolojinin de katkısıyla yeni yeni cerrahi yöntemler tanımlanmakta ve uygulanmaktadır.

Obezite cerrahisi ülkemizde çok sayıda Genel Cerrahi Uzmanı tarafından başarıyla gerçekleştirilmektedir. Ülkemiz bu konuda dünyada önemli bir merkez haline gelmiştir. Ancak bu ameliyatların yaygınlık kazanmasıyla çeşitli olumsuzluklar da yaşanmaya başlamıştır.

Yaşanan bu olumsuzlukların önüne geçmek için sağlık bakanlığı gerekli çalışmaları başlatmış ve bu konuda bazı kararlar almıştır. Bu kararlar çerçevesinde VKİ 40’ın üstünde olan veya VKİ 35’in üstünde olup yandaş hastalığı olan bireylerin ameliyat edilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir. Ayrıca teknik alt yapısı ve deneyimli cerrahların olduğu merkezlerde ameliyatların yapılmasına izin verilmiştir.

Obezite cerrahisi çok dikkat edilmesi gereken ameliyat öncesi ve sonrası süreçleri içerir. Bizatihi obezitenin kendisi ameliyat risklerini artırmaktadır. Bu risklere karmaşık bariatrik cerrahi işlemlerin eklenmesiyle oluşan artmış riskli durum çok dikkatli ve bilinçli bir hasta seçimini, operasyon öncesi hazırlığı ve operasyon sonrası düzenli takibi gerekli kılmaktadır. Hastaların bu konularda yeterli deneyime ve donanıma sahip merkezlerde ameliyat olmaları hem operatif sorunların hem de obeziteye bağlı sağlık sorunlarının azaltılması ve ortadan kaldırılmasında etkili olacaktır.

Her zamanki gibi obezitenin en iyi tedavisi obez olmamaktır. Tüm obezlere ve obezite ilişkili hastalığı olanlara sağlıklı günler dileriz.

 

Read More