Category Tıbbi Birimler

Unit Introduction

Rheumatology is a branch of medicine concerned with the diagnosis, treatment, and monitoring of rheumatic diseases affecting the joints, muscles, bones, and connective tissue. These diseases can affect not only the musculoskeletal system but also internal organs such as the skin, eyes, lungs, kidneys, and heart. Therefore, early diagnosis and regular follow-up of rheumatic diseases are crucial.

Our hospital’s Rheumatology Unit diagnoses and treats a wide range of rheumatic diseases, including:

  • Rheumatoid Arthritis
  • Ankylosing Spondylitis
  • Psoriatic Arthritis
  • Systemic Lupus Erythematosus
  • Sjögren Syndrome
  • Familial Mediterranean Fever
  • Vasculitis
  • Gout
  • Behçet’s Disease
  • Joint Ultrasound

A rheumatologist thoroughly evaluates our patients to determine the type, stage, and organs affected by the disease. Blood tests, urine tests, and imaging studies are used in the diagnosis process. A personalized rheumatic disease treatment plan is then developed. This plan may include medication, physical therapy, exercise programs, and lifestyle changes.

Rheumatic diseases are often chronic and require regular follow-up. Our unit closely monitors our patients’ treatment processes, and check-ups are conducted to prevent disease progression and joint damage. When necessary, we collaborate with physical therapy, orthopedics, nephrology, dermatology, internal medicine, dietitian, and psychology departments.

As the Rheumatology Unit, our goal is to help our patients reduce pain, maintain mobility, and improve their quality of life. We understand that rheumatic diseases can have not only physical but also emotional impacts, and we offer our patients holistic support during this process.

It’s important for individuals experiencing symptoms such as joint pain, morning stiffness, fatigue, muscle aches, persistent back or waist pain, or skin rashes or swelling to consult a rheumatologist. Early diagnosis can slow the progression of the disease and prevent permanent joint damage.

For more detailed information and to schedule an appointment, please contact our call center at 444 86 82.

Read More

Birim Tanıtımı

Ağız ve Diş Sağlığı, bebeklikten hayatımızın son anlarına kadar bizi etkiler. Herhangi bir sorunla karşılaştığımız zaman hayat kalitemizi ciddi oranda etkileyebilmesi sebebiyle bizler için çok büyük önem arz etmektedir.
Ağız ve diş sağlığı problemleri, kişinin hayatını etkilemesinin yanı sıra pek çok sağlık problemine de neden olabilmektedir.
Bu sebeple, tercih edeceğiniz hekimlerin alanında tecrübe sahibi ve profesyonel olması, tercih edeceğiniz kliniğin tam donanımlı, temiz ve güvenilir olması önemlidir.

Ağız ve Diş Sağlığı, uzmanlık gerektiren farklı birimleri de içerisinde bulunduran bir yapıdadır. Bu birimler; Oral Diagnoz, Restoratif Diş Tedavisi, Endodonti, Ağız ve Çene Cerrahisi, Protetik Diş Tedavisi, Periodontoloji, Pedodonti ve Ortodontidir. Bu birimlerden her biri ayrı bir hastalık ile ilgilenirken, kimi zaman da diğer birimler arasında iş birliği kurabilmektedir.

Ağız ve Diş Sağlığı Hangi Hastalıklar İle İlgilenir?

Ağız ve Diş Sağlığı Poliklinikleri; Ağız, diş, diş eti ve çene bölgesiyle ilgili hastalıklara gerekli tıbbi müdahalenin yapılmasından sorumludur.

Koruyucu Diş Hekimliği

Koruyucu Diş Hekimliği, ağız ve diş sağlığının temelini oluşturmaktadır. Zamanla meydana gelebilecek sorunlara karşı koruyucu diş hekimliği uygulamaları ile önlemler almayı kapsar. Belirli periyotlarda düzenli diş kontrolleri bu anlamda önem taşımaktadır. Bu sayede ciddi problemler oluşmadan önlenebilmektedir. Diş hekiminize 6 ayda bir muayene olmakla birlikte uzun vadede daha yorucu ve pahalı tedavilerden sizi korumaktadır.

Örnek verecek olursak; ön diş bölgenizde olan bir çürük, erken dönemde tespit edildiğinde dolgu işlemi ile tedavi edilebilirken, ileri dönemlerde kanal tedavisi ve hatta diş çekimi ile bile sonuçlanabilmektedir.

Koruyucu Diş Hekimliği, bir nevi dişlerinizin sigortasıdır.

Oral Diagnoz

Oral Diagnoz; Bireylerin, diş, diş eti, çene kemiği, eklemlerinin durumu ve fonksiyonlarının estetik ve fiziksel durumlarının değerlendirilip; tanı koyulduğu ve sonrasında tedavilerinin planlandığı aşamadır. Bu aşama, radyolojik tetkiklerin yapıldığı problemlerin tespit edildiği alandır.

Restoratif Diş Tedavisi

Güzel bir gülümseme herkesin hayalidir. Ancak farklı etkenler sonucu dişlerde meydana gelen madde kayıpları ile oluşan estetik problemler, dişin olması gereken renkten farklı bir renge dönüşmesi, dişlerin diziliminden kaynaklı bazı problemler estetik ve güzel bir gülümsemeye ve dişlerin fonksiyonlarına engel olabilmektedir.  Böyle durumlarda kişiler Restoratif Diş Tedavisi yöntemleri için diş hekimlerine başvurmaktadırlar.
Her yaş grubundan, cinsiyetten ve meslek grubundan kişilerin tercih ettiği Restoratif Diş Tedavileri çocuklarda ve yaşlılarda da uygulanabilmektedir.

Restoratif Diş Uygulamaları; Direkt ya da İndirekt Kompozit Uygulamalar, Porselen Estetik Çalışmalar, Lamine Veneer Restorasyonlar, Gülüş Tasarımı, Diş Beyazlatma Uygulamaları gibi uygulamaları kapsamaktadır.

Endodonti

Dişlerimiz birçok farklı tabakadan oluşmaktadır. Bu tabakaların her birisi farklı farklı yapılardadır. Endodonti, dişlerin beslenmesini ve hassasiyetini sağlayan damarlar, sinir uçları ve bağ dokusu hücrelerinden oluşan yumuşak dokunun yani pulpanın tedavisi ile ilgilenen diş hekimliği dalıdır. Halk arasında kanal tedavisi branşı olarak da bilinmektedir.

Endodontik tedaviler, dişin pulpasının çeşitli nedenlerle çürükten etkilenmesi, enfekte olması, iltihaplanması, dişte oluşan çatlak, kırık gibi travmalar sonrası uygulanabilmektedir.

Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi

Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi, dişler, diş etleri, ağız dokularıyla birlikte çene kemikleri ve eklemleri ile de ilgilenen cerrahi bilim dalıdır. İmplant (Çene-yüz, dental) tedavileri, diş çekimi, gömülü diş çekimi, sinüs lifting (sinüs yükseltme), genioplasti, maksiller osteotomi (çene darlığı), mandibuler osteotomi (çene geriliği/ileriliği), bimaksiller osteotomi, artroskopi, artrosentez, kist ya da tümör rezeksiyonları, çene ve yüz botoks uygulamaları ile ilgilenmektedir.

Protetik Diş Tedavisi

Tedaviye geç kalmış hastalarda sıklıkla uygulanan bir tedavi olarak Protetik Diş Tedavisi, ağız bütünlüğünü bozmayacak şekilde estetik protezlerin konulmasıdır. Protezler kendi arasında “Sabit Protezler” ve “Hareketli Protezler” olarak ikiye ayrılmaktadır.
Hareketli Protezler ise kendi arasında gruplara ayrılmaktadır. Bunlar, Zirkonyum Destekli Protezler, Metal Destekli Protezler, Total (tam diş) Protezler, Bölümlü Protezlerdir.
Protetik diş tedavisinde, köprü, implant ve seramik kaplama uygulanan yöntemlerdir.  İmplant uygulamaları, sabit protez uygulamalarının yapılabilmesi ve hareketli protezlerin ağız içinde daha stabil durabilmelerini sağlamak için uygulanmaktadır. İmplant Tedavisi, profesyonel ellerde yaptırmanız gereken, özellikli bir tedavidir. Bunun yanı sıra, gülüş estetiği de protetik diş tedavisinin bir parçasıdır.

Periodontoloji

Ağız sağlığı denildiği zaman aklımıza yalnızca dişler gelmemelidir. Diş eti sağlığı da en az diş sağlığı kadar önemlidir. Diş etlerinde oluşan problemler kişinin yaşam kalitesini ciddi oranda etkilemektedir.

Diş eti hastalıkları ile ilgilenen alan Periodontolojidir. Diş taşı temizliği, diş kökü yüzeylerinin temizlenmesi ve cerrahi küretaj, diş eti çekilmelerinin giderilmesi gibi tedaviler uygulanır. Aynı zamanda, implant çevresi diş eti dokularının hastalıkları, diş eti kanamaları, diş hassasiyetleri ve ağız kokusu gibi hastalıkların teşhisi ve tedavisi de Periodontoloji kapsamındadır.

Pedodonti – Çocuk Diş Hekimliği

Pedodonti, çocuk diş hekimliğini ilgilendiren bir bilim dalıdır. 0-12 yaş arası çocukların süt ve daimi dişlerinin sağlıklı olarak korunması ve tedavi edilmesini kapsar.
Çocuk Diş Hekimliği kapsamında; diş hekimi korkusu olan çocuklarda genel anestezi ve sedasyon altında diş tedavileri, dijital anestezi ile ağrısız diş tedavisi, dental travma tedavileri, süt dişi tedavileri, koruyucu ortodontik tedaviler, kanal tedavileri, çocukların çene ve diş gelişimlerinin düzenli olarak izlenmesi, süt dişlerinin çekilmesi ve gerektiği zaman yer tutucu ve çocuk protezlerinin yapılması ve daha birçok uygulama yapılmaktadır.

Ortodonti

Ortodonti; alt-üst çene yapısının önde ya da geride olması gibi bozukluklar, diş ve yüz bozukluklarının teşhis edilmesini ve tedavisini sağlayan diş hekimliği branşıdır.
Ortodonti tedavileri yalnızca çapraşık olan dişlerin tedavi edilmesi ile ilgilenmez. Estetik kaygıların yanı sıra farklı medikal problemlerin giderilmesine de yardımcı olur. Örneğin; yetersiz çiğneme probleminizin sebebi ortodontik tedavi ihtiyacınız olabilir.

Çapraşık dişler, aralıklı dişler, dönük dişler, gömülü dişler, eksik dişler, orta hat uyuşmazlığı, kapanış bozuklukları, çene darlığı ve ileri çene gibi durumlarda ortodontik rahatsızlıkların tanısının konması ve tedavisinin yapılması ile ilgilenir.

Read More

Perinatoloji (Yüksek Riskli Gebelik)

 

Perinatoloji (Yüksek Riskli Gebelik) Nedir?

Perinatoloji, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlığı sonrasında, 3 yıllık yandal eğitimi ile anne ve bebeğe ait hastalıklar ile ilgilenen bir bilim dalıdır.
Bu işi yapan hekimlere Perinatolog denir.

Perinatoloji (Yüksek Riskli Gebelik) İşlemleri Nelerdir?

Perinatoloji (Yükek Riskli Gebelik) uzmanları gebelik döneminde, doğum ve sonrasında meydana gelebilecek risklerin değerlendirmesinde, doğum öncesi hastalıkların tanı, takip ve tedavisinde aşağıda belirtilen işlemler ile hizmet vermektedir. 

Ayrıntılı Ultrasonografi:

Düzey 2 ultrasonografi olarak da bilinir. Gebeliğin 18-23. haftaları arasında Perinatololoji uzmanı tarafından yapılan önemli bir tetkiktir.
Ayrıntılı ultrasonografide Dünyaca kabul görmüş standart planlar ile anne karnındaki bebeğinizin organ tarama ve ölçümleri yapılır.

Maternal ve Fetal Doppler:

Doppler ultrasonnografi, anne ve bebeğe ait kan damarlarındaki kan akımını ölçer.
Özellikle Annede gebelik şekeri, hipertansiyon ve pıhtılaşma bozuklukları varlığında, anne rahmini besleyen damarlardaki kan akımı ile bebekte kansızlık ve gelişme geriliği durumunda göbek kordonu kan akımını ölçer.
Doppler aracılığı ile bu açıdan riskli saptanan gebelikler takip ve tedavi edilir.

Amniosentez:

Anne karnından özel bir iğne yardımı ile amnion sıvısından örnek alınır. Bu sıvı genetik inceleme amacı ile Genetik Laboratuvarında değerlendirilir.
Gebeliğin 15. haftasından itibaren alınır.

Koryon Villus Biyopsisi(CVS):

Bebeğin plasentasından, özel bir iğne ve teknik yardımı ile örnek alınarak Genetik incelemeye gönderilir.
Gebeliğin 10. haftasından itibaren uygulanır.

Kordosentez:

Bebeğinizin göbek kordonundan kan alma işlemidir.
Kordosentez işlemi gebeliğin 20. haftasından itibaren yapılır.
Kan örneği genetik inceleme amacı ile laboratuvara gönderilir.

Perinatoloji (Yüksek Riskli Gebelik) Hangi Hastalıklara Bakar?

  •  11-14 gebelik haftasında kombine tarama testi ve erken fetal anomali taraması,
  • 15-23 gebelik haftasında fetal anomali taramasına yönelik ultrasonografi,
  • 28-32 gebelik haftası fetal büyüme ve gelişim değerlendirilmesi ve geç fetal anomali taraması,
  • Yapısal fetal anomalilerin tanı ve yönetimi,
  • Enfeksiyöz hastalıkların tanı ve yönetimi,
  • Genetik hastalıkların tanı ve yönetimi,
  • Tanısal girişimsel işlemler (amniosentez, kordosentez, CVS),
  • Eritrosit Alloimmünizasyon (Rh uygunsuzluğu), Fetal anemi tanısı ve tedavisi (Transfüzyon),
  • Gebeliğin medikal hastalıkları (hipertansif hastalıkları (HT, preeklampsi), diyabet, karaciğer, böbrek ve kan hastalıkları vb.),
  • Düşük tehdidi, servikal yetersizlik, erken doğum tehdidi, erken membran rüptürü (amniyon kesesinin doğum başlamadan yırtılması ve suların gelmeye başlaması),
  • Fetal büyüme ve gelişme sorunlarının tanı takip ve yönetimi (Doppler USG),
  • Çoğul gebelikler ve sorunlarının takip ve yönetimi,
  • Plasenta previa (plasenta olarak adlandırılan bebeğin eşinin önde olması; yani doğum kanalını kapaması) ve invazyon anomalilerinin tanı ve yönetimi,
  • Doğum esnasında ve sonrasındaki sorunların (kanama vb.) tanı ve yönetimleri yapılmaktadır.
Read More

Birim Tanıtımı

Alerjibağışıklık sistemimizin yabancı maddelere karşı verdiği anormal bir yanıttır. Vücudumuzun normalde zararsız özelliği olan maddelere karşı anormal yanıtı olarak tanımlanabilir. Alerjen olarak adlandırdığımız bu maddeler ile (ev tozu akarları, polenler, besinler vb) normal insanlar karşılaştığında herhangi bir problem yaşamaz iken, alerjik kişiler bu alerjenleri kendine “tehdit” olarak algılayıp tepki gösterirler ve hepimizin bildiği, vücudumuzun farklı organlarında alerjik bulgular ortaya çıkar.

Vücudumuz alerjik olduğu maddelere verdiği yanıtlar ya da reaksiyonlar sonucu ortaya çıkan bulgular etkilenen organa göre farklılıklar gösterebilir. Bulgular çok hafif olabileceği gibi yaşamı tehdit eden anafilaksi gibi ağır da olabilir.

Alerjen olarak adlandırdığımız yabancı maddeler ile karşılaştığınızda aşağıdaki bulgular ortaya çıkabilir

  • Hapşırık
  • Burun akıntısı, kaşıntı
  • Öksürük
  • Hırıltı
  • Nefes darlığı
  • Ciltte kaşıntı ve kızarıklık
  • Yüzde, dudaklarda ve gözde şişlik
  • Gözlerde kızarıklık ve kaşıntı
  • Tansiyon düşüklüğü
  • Bayılma

Alerjik hastaların tanısı hastadan alınan anamnez (tıbbi hikâye), yapılan fizik muayene ve alerji testleri ile tanı konur.

İmmünoloji, bağışıklık sisteminin değerlendirildiği branştır. Bağışıklık sistemimizi oluşturan elemanlardan herhangi birinin yokluğu ya da fonksiyon bozukluğu immün yetmezlik (bağışıklık yetmezliği) hastalıkları olarak adlandırılır.

Bu hastalıklar kalıtsal ya da genetik nedenlere bağlı geliştiğinde primer immün yetmezlik (birincil bağışıklık sistemi yetmezliği) olarak adlandırılır. Kronik hastalıklar (şeker, damar tıkanıklığı), ilaçlar, bazı enfeksiyonlar, anatomik bozukluklar (burun eğriliği, polip, kulak zarında delik vb) ve alerjik hastalıkların sebep olduğu bağışıklık sistemi yetmezliğine sekonder (ikincil) immün yetmezlik olarak adlandırılır. Erişkinlerde, sekonder immün yetmezlik tabloları daha sık izlenir.

İmmün yetmezlikleri (bağışıklık yetmezliği) düşündüren belirtiler

  • Tekrarlayan, tedavisi zor, hayatı tehdit eden ve olağan dışı mikroplarla oluşan enfeksiyonlar
  • Tekrarlayan pnömoni (zatürre), sinüzit ve kulak enfeksiyonları
  • Tedaviye dirençli enfeksiyonlar
  • Ciltte ya da iç organlarda apse oluşumu
  • Ailede primer immün yetmezlik hastalığı öyküsü
  • Otoimmün hastalıklar
  • Lenf bezlerinde ve dalakta büyüme

Alerjik Nezle

Nezle (rinit) burun içerisindeki zarların iltihabı olarak tanımlanabilir. Rinitler; alerjik ve alerjik olmayanlar (non-alerjik) şeklinde iki grupta sınıflandırılır.

Polenler, ev tozu akarları, küf mantarları, hayvanların deri döküntüleri ve salyaları gibi alerjen olarak tanımlanan maddelerin neden olduğu nezle tablosuna alerjik rinit denir. Alerjik rinit, erişkin toplumun yaklaşık %20’sini etkileyen, yaygın görülen bir hastalıktır. Mevsimsel ve yıl boyu süren şeklinde iki alt grubu vardır.

Mevsimsel Alerjik Rinit; ilkbahar, yaz ve sonbahar mevsimlerinde ortaya çıkan ağaç, çayır-çimen ve yabani ot polenlerine karşı gelişen alerji sonucunda bu mevsimlerde ortaya çıkan nezle durumudur.

Yıl Boyu Süren Alerjik Rinit; ev tozu akarları, depo akarları, küf mantarları, hayvanların deri döküntüleri ve salyalarına karşı gelişen alerji sonucunda yıl boyu devam eden nezle durumudur.

Alerjik nezle hastalarında genellikle burun kaşıntısı, burun akıntısı, hapşırma, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, gözlerde, kulaklarda ve boğazda kaşıntı şikayetleri olur.

Alerjik rinit yakınmaları sıklıkla 20 yaşından önce ortaya çıkmakla birlikte, ilerleyen yaşlarda da hastalık başlayabilir.

Ürtiker

Ürtiker ya da kurdeşen ciltte ortası soluk, etrafı kızarık, kaşıntılı ve kabarık döküntü oluşumuyla karakterize bir rahatsızlıktır. Toplumun yaklaşık %20’sinin etkileyen, yaygın görülen bir hastalıktır.

Ürtikere neden olabilecek veya ürtikeri tetikleyebilecek birçok faktör vardır. Olası nedenler ilaçlar, enfeksiyonlar, alerjiler, soğuk hava, basınç gibi çok çeşitlidir. Bazen ürtikere tam olarak neyin sebep olduğu tespit edilemez. Ancak, hastalığı alevlendiren faktörlerin tespiti ve önlenmesinde alerji uzmanı görüşü önem arz eder.

Ürtiker, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen; fakat bulaşıcı olmayan bir hastalıktır. Hastalık altı haftadan kısa sürerse akut, altı haftadan daha uzun sürerse kronik ürtikerden söz edilir. Hastalık nadiren uzun yıllar boyunca devam eder. Hastaların yaklaşık yarısında birinci yılda ürtiker kaybolmuş olur.

Tedavide tetikleyici ve alevlendirici faktörlerden uzak durulması ve antihistamin denilen ilaçlar oldukça etkilidir.

Astım

Astım, hava yollarının kronik (müzmin) iltihabi hastalığıdır. Soluduğumuz hava akciğerlerimize yani oksijen ile karbondioksit değişiminin yapıldığı alveollere (keseciklere) havayollarından geçerek ulaşmaktadır. Astım aslında karmaşık bileşenleri olan bir klinik sendrom olarak kabul edilmektedir. Hastaların hava yollarında mikrobik olmayan iltihap vardır. İltihabi süreçte hem hava yollarında aşırı duyarlılaşma olurken hem de aşırı hücre birikimi, mukus ve hava yollarını saran kaslarda kasılma meydana gelir. Tüm bu faktörlerin etkisiyle hava yolları daralır. Nefes alıp verirken zorlanmaya başlarız. Soluduğumuz havanın alveol dediğimiz keseciklere ulaşmasında sorunlar yaşanmaya başlar. Bu durumda hastalarda öksürük gibi hafif bulgulardan, ağır nefes darlığına kadar değişen geniş yelpazede semptomlar ortaya çıkar.

Astım tanısı olan şikayeti olmayan hastalarda bile havayollarında iltihap bulunmaktadır. Normalde reaksiyon verilmemesi gereken tetikleyicilerle (alerjenler, hava kirliliği, sigara dumanı) karşılaştıklarında hava yollarında aşırı hassasiyet olduğu için öksürük, nefes darlığı gibi semptomlar ortaya çıkar.

Astım tanısının konulabilmesi için öncelikle hastanın iyi bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Çoğu vakada tanı, hastanın öyküsü ve semptomların özelliklerine göre kolayca konulabilir.

Ailesel alerjik hastalık bulunması, tanı için oldukça önemlidir. Astım semptomları gece veya sabaha karşı daha sık ortaya çıkabilir. Tetikleyiciler (alerjen, egzersiz, hava kirliliği, vb) ile karşılaşıldığında öksürük, göğüste hışıltı sesinin duyulması ya da nefes darlığının oluşması astım tanısı için önemli özelliklerdir. Diğer bir önemli husus ise astım hastaların, şikayeti olmadan tamamen normal olduğu dönemleri de vardır. Diğer kronik akciğer hastalıklarından ayırıcı önemli bir özelliktir.

Öykü ve hastanın muayenesi ile büyük ölçüde tanı konulabilmesinin yanında ek laboratuvar incelemelerine de çoğu zaman gereksinim duyulmaktadır. Laboratuvar incelemeleri, tanı konulması yanında hastanın takip sürecinin de objektif parametrelerle yapılmasını sağlamaktadır.

İlaç Alerjileri

İlaç alerjileri, duyarlı kişilerde bağışıklık sisteminin anormal yanıtı sonucu ortaya çıkar. Bulgular ciltte sınırlı kalabileceği gibi hayatı tehdit edici anafilaksi tablosu da gelişebilir.

İlaç alerjileri ilaçlara bağlı olarak oluşan hastalıklardan sadece biridir.  Her ilaç reaksiyonunu alerji olarak isimlendirmemek gerekir. Üstelik ilaç alerjileri tüm ilaç reaksiyonlarının küçük bir kısmını oluşturur. Ancak, bazen ölümle sonuçlanabildiğinden hafife de alınmamalıdır. İlaç alerjisi tanısını koymak, doğrulamak ve sonrasında bir yol haritası çizebilmek için bir alerji uzmanı tarafından değerlendirilme gerekmektedir.

Gerçekten ilaç alerjisi olan hastaların bileklik, künye veya ilaç alerji kartı gibi tanıtıcıları taşımaları gerekmektedir.

Arı Alerjisi

Bal arısı ve eşek arısının zehrine karşı vücutta aşırı bir reaksiyon oluşmasıdır. Vücut bağışıklık sisteminin oluşturduğu bu reaksiyonlar farklı şiddetlerde ortaya çıkabilir. Arı alerjileri polen, ev tozu akarı veya hayvan epiteline karşı alerjiden daha az görülmekle birlikte, hayatı tehdit edici anafilaksiye neden olabilecek şiddetli alerjik reaksiyon riski daha yüksektir.

Arı sokması sonrası gelişen anafilaksi (hayatı tehdit edici alerjik reaksiyon) tablosunun acilen tedavi edilmesi gerekir. Sonraki arı sokmalarında alerjinin tekrar etmemesi için uygulanan aşı tedavisi hayat kurtarıcıdır.

Anafilaksi (Hayatı Tehdit Edici Alerjik Reaksiyon)

Anafilaksi, en güçlü alerjik reaksiyondur ve alerjene tüm vücudun tepki göstermesi durumudur. Anafilakside alerjenle temastan kısa süre sonra alerjik reaksiyon ortaya çıkar ve hastanın genel durumu hızla bozulur. Solunumu engelleyerek çok hızlı bir şekilde hayati tehlike oluşturabileceğinden, her zaman derhal tedavi edilmesi gereken tıbbi bir acil durumdur. Anafilaksi geçiren hastalarda sorumlu ajanı tespit etmek için alerji uzmanına muayene olmak gerekir. Zira, anafilaksi olgularının çoğunda önlenebilir/kaçınılabilir bir sorumlu ajan (ilaç, gıda, böcek sokması vb) mevcuttur.

Alerji Testleri

Alerji testleri nelerdir? Alerji testini kim yapar? Alerji testi nasıl yapılır?

Alerji testleri hastada şüphe edilen alerjene (polen, ev tozu, kedi ve gıda gibi) göre alerji ve immünoloji uzmanınca yapılır. Hangi test panelinin kullanılacağına hekim karar verir. Bu testlerin uygulanması ve yorumlanması eğitim ve tecrübe gerektirir. Erken tip alerjik reaksiyonlarda (alerjik nezle, astım ve çoğu gıda alerjisi) genel olarak iki yöntemle alerji testi uygulanır.

1- Deri (Prick) Testi: Genellikle hastanın koluna 20 kadar alerjen damlatılır. Alerjenin derinin üst tabakasına ulaşması için damlanın ortasına küçük bir lanset batırılır. 15. dakikada yapılan değerlendirmede kabarıklığa eşlik eden kızarıklık pozitif olarak değerlendirilir.

2- Kanda Spesifik IgE Ölçümü: Alınan kan örneğinden belirli alerjenlere karşı IgE antikor düzeyi ölçülür.

*Alerji deri testlerinin uygulanması ve özellikle yorumlanması tecrübe ve uzmanlık gerektirir.

Alerjik Hastalıklarda Tedavi

İlaç tedavisi ve alerji testi ile tespit edilen alerjen maruziyetinin azaltılması tedavinin temelini oluşturur.

İlaç Tedavisi:

Burun spreyleri; alerjik nezle hastalarında kortizon içeren spreyler ilaç tedavisinde birinci basamağı oluşturur. Doğru teknik ve dozda uygulandıklarında, çoğu hastada belirtiler kontrol altına alınabilir. Ancak, dekonjestan madde içeren burun spreyleri 3 günden fazla kullanılmamalıdır.

Anti-histaminler; alerji belirtilerinin çoğunun ortaya çıkmasından sorumlu olan histamin denen maddenin etkilerini engelleyen ağız yoluyla kullanılan tabletlerdir.

Alerjen Maruziyetinin Azaltılması;

Özellikle ev içi alerjenler olan ev tozu akarı, küf mantarları ve hayvan epiteline karşı alınacak çevresel kontrol önlemleri ile alerjen maruziyeti azaltılabilir. Polen maruziyetini azaltmak için de bir takım önlemler uygulanabilir, ancak polen alerjisinde bu yöntemin etkinliği daha düşüktür.

İmmünoterapi (Aşı Tedavisi)

‘İmmunoterapi’ veya halk arasında bilinen adıyla ‘aşı tedavisi’ ise, sorumlu alerjenlerin düşük konsantrasyon ve dozlardan başlanarak belirli aralıklarla ve giderek artan dozlarda deri altına enjekte edilmesi şeklinde uygulanan bir tedavi yöntemidir. Çevresel alerjen maruziyetinin azaltılması ve düzenli ilaç tedavisi ile hastalık belirtilerinin kontrol altına alınamadığı durumlarda, aşı tedavisi etkili ve uygun bir tedavi yöntemidir. Aşı tedavisi, hastalık seyrini değiştirebilen tek tedavi yöntemidir. Bağışıklık sisteminin alerjenlere tepki verme şeklinin değiştirilmesi amaçlanır. Aşı tedavisi adayı olup olmadığınız; tıbbi öykünüze, hastalık geçmişinize ve neye alerjiniz olduğuna bağlıdır. Alerjeniniz olduğunu doğrulamak için deri ve/veya kan testleri yapılması gerekir. Aşı tedavisi neticesinde, alerjene maruz kalmak daha az semptoma neden olur ve hatta semptomları tamamen ortadan kaldırabilir.

Read More

Birim Tanıtımı

Onkolojik Cerrahi, kanser teşhisi, kanser evresinin tespiti ve kanserin cerrahi tedavisine odaklanmış bir alandır.

Onkolojinin dahil olduğu tüm ilgili dahili ve cerrahi branşlar, tıbbi onkoloji, hematoloji, pataloji ve radyoloji bölümlerimizle hastanın sağlığı ve yaşam kalitesi için etkin ve multidisipliner bir yaklaşım, kanser tanı ve tedavi sürecinin izlenmesi açısından önemli ve vazgeçilmez bir süreçtir.

Onkolojik Cerrahi’de kanser hastaların sağ kalımı ve yaşam kalitesini artırmak için tanı aşamasında, cerrahi uygulama ve tedavi sürecinde multidisipliner bir yaklaşım ile hastalara özel en uygun tedavi planları öngörülmektedir. Bunun yanı sıra sadece tedavi aşamasında değil, erken teşhisle tamamen tedavi edilebilecek kanser hastalıkların tanı aşamasında da Onkolojik Cerrahlar etkin bir rol üstlenmektedir.

Her türlü kanserin tanı ve tedavisi ile ilgilenen dahili ve cerrahi branşlar eşliğinde teşhis ve tedavi aşamasında tıbbi onkoloji, hematoloji, patoloji ve radyoloji bölümleri ile de komplike ve hedefe yönelik bir tedavi süreci izlenmektedir.

Onkolojik Cerrahlar tarafından kanserli doku ve organları çıkarmaya ya da küçültmeye yönelik uygulanan cerrahi tedavilerin yanı sıra ağrıyı kontrol etmeye, hastanın konfor seviyesini artırmaya, hastalığın semptomları ve yan etkileri yönetmeye yardımcı olacak palyatif ameliyatlar da gerçekleştirilmektedir.

Kanser Tanı ve Tedavi Gerçekleştirilen Dahili ve Cerrahi Branşlar

  • Tıbbi Onkoloji
  • Hematoloji
  • Genel Cerrahi
  • Beyin ve Sinir Cerrahisi
  • Jinekolojik Onkoloji / Kadın Hastalıkları ve Doğum
  • Göğüs Cerrahisi
  • Ortopedik Cerrahi
  • Plastik Cerrahi
  • Üroloji
  • Kulak Burun Boğaz
  • Gastroenteroloji

Tıbbi Onkoloji: Kanser tanısı almış olan hastaların tanı tedavi ve takibi

Hematoloji: Hematolojik kanserlerin tanı ve tedavi süreçlerinde bilgi alış verişi

Genel Cerrahi: Meme kanseri tanı ve tedavisi, iyi huylu mem tümörleri ve hastalıkları, yemek borusu kanseri tanı ve tedavisi, yemek borusu iyi huylu hastalıkları, mide kanseri tanı ve tedavisi, kolon kanseri tanı ve tedavisi, rektum tümörleri, anorektal tümörleri,  karaciğer kanseri tanı ve tedavisi, karaciğer iyi huylu tümörleri, kistler, safra kesesi ve yolları tümörleri, pankreas kist ve tümörleri cerrahisi.

Beyin ve Sinir Cerrahisi: Beyin, omurga ve omurilik tümörleri, periferik sinir ve sinir kılıfı  tanı ve tedavisi, beyin sapı tümörleri tanı ve tedavisi

Jinekolojik Onkoloji / Kadın Hastalıkları ve Doğum: Rahim Ağzı (Serviks) kanser tanı ve tedavisi, rahim (endometrium) kanser tanı ve tedavisi, yumurtalık (over) kanser tanı ve tedavisi, periton (karın zarı) kanser tanı ve tedavisi, meme kanseri olan hastaların jinekolojik takibi, vulva / vajen kanser tanı ve tedavisi, nüks kanserlerin tedavisi, metastatik kanserlerin tedavisi, rahim ağzı kanser taramaları ve problemlerin tedavisi (Leep, Konizasyon)

Göğüs Cerrahisi: Akciğer kanseri tanı ve tedavisi, Kaburga tümörleri, Akciğer zarı kanser, Diyafram tümörleri, Nefes borusu tümörleri, Mediastinal bölge tümörleri, göğüs duvarı tümörleri

Ortopedik Cerrahi: Tüm kemik, kas ve yumuşak dokular başta olmak üzere her türlü tümörlerin tanı ve tedavisi

Plastik Cerrahi: Deri kanserleri

Üroloji: Böbrek kanseri tanı ve tedavisi, prostat kanseri tanı ve tedavisi, mesane kanseri tanı ve tedavisi

Kulak Burun Boğaz: Baş ve boyun bölgesi kanserleri (dudak, dil, farenks kanserleri, larinks kanserleri, boyun kitleleri, burun, sinüs kanserleri cerrahisi)

Gastroenteroloji: Mide kanseri, kalın bağırsak kanseri, rektum kanseri, pankreas kanseri, karaciğer kanseri, yemek borusu kanseri, safra kesesi ve safra yolları kanseri, ince bağırsak kanserleri ve karın içi kanserler tanı ve tedavisi

Read More

Birim Tanıtımı

 

Yenidoğan dönemi, bebeğin ilk nefesiyle başlayan dönemdir ve yaşamının 28. gününe dek devam eder. Yenidoğana özgü bazı özel durumlar olabilir. Derisinin rengi, vücudundaki döküntü ve lekeler, saçlı derideki şişlikler, bıngıldakları ve yenidoğan refleksleri gibi yenidoğana özgü bir çok özellik sıklıkla aileleri endişelendirir.

Yenidoğan dönemi dediğimiz bu dönem aslında bebeğin yaşama başlangıç dönemi, dış dünyaya adaptasyon sürecini geçirdiği bir süreçtir. Hastanemizde yenidoğan tanı ve tedavi hizmetleri uzman ekibimiz ile yenidoğan polikliniğimiz ve yenidoğan yoğun bakım ünitemizde modern şartlarda gerçekleştirilmektedir.

Read More

Birim Tanıtımı

 

Yenidoğan dönemi, bebeğin ilk nefesiyle başlayan dönemdir ve yaşamın 28. gününe dek devam eder. Yenidoğana özgü bazı özel durumlar olabilir. Derisinin rengi, vücudundaki döküntü ve lekeler, saçlı derideki şişlikler, bıngıldakları ve yenidoğan refleksleri gibi yenidoğana özgü bir çok özellik sıklıkla aileleri endişelendirir.

Yenidoğan dönemi dediğimiz bu dönem aslında bebeğin yaşama başlangıç dönemi, dış dünyaya adaptasyon sürecini geçirdiği bir süreçtir.

Hastanemizde yenidoğan tanı ve tedavi hizmetleri uzman ekibimiz ile yenidoğan polikliniğimiz ve yenidoğan yoğun bakım ünitemizde modern şartlarda gerçekleştirilmektedir.

Read More