Author medova

Birim Tanıtımı

 

Dahiliye bölümümüz, erişkin yaştaki hasta grubunun ilk başvuracağı bölümdür. Solunum yolu, sindirim sistemi hastalıkları, karaciğer hastalığı, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp ve tiroid problemleri yaşayan hastalarımız genel dahiliye birimine başvuru yaptıktan sonra teşhis ve tedavi programına alınırlar.

Halk arasında İç Hastalıkları olarak isimlendirilen Dahiliye, geniş kapsamlı bir bilim dalı olması nedeniyle sağlık sorunu yaşayanlar için bir kılavuz görevi üstlenmektedir. Tetkikler çoğunlukla bu klinik tarafından başlatılır ve teşhis konulur, hastalığın durumuna bağlı olarak yine ya bu birim tarafından tedavi edilir ya da duruma göre hasta başka branşa veya bir üst branşa yönlendirilir.

Read More

Birim Tanıtımı

 

Sağlık sektöründe ileri teknolojileri takip eden ve uygulayan sağlık kuruluşu Medova Hastanesi alanında uzman hekim kadrosu ve işinde deneyimli ekibi ile hasta odaklı hizmet anlayışını benimseyerek hizmet vermektedir.

Medova Göz Merkezi, göz sağlığı alanında kaliteli hizmet anlayışı ile faaliyete başlamış, yeni nesil teknoloji ürünü cihazları, uzman hekimleri ve deneyimli kadrosu ile göz hastalıklarının teşhis ve tedavisinde alanında üstün başarıyı hedeflemiştir. İleri teknoloji tanı ve tedavi cihazlarıyla sağlık hizmeti sunan Medova Göz Merkezi, uzman doktorları ve deneyimli sağlık personeli ile her zaman hasta memnuniyetini esas almaktadır. Göz Merkezi, ayrıca uluslararası hastalara kalite odaklı profesyonel sağlık hizmetleri sunmaktadır.

Hastaneye ve göz merkezine gelen her hastanın göz sağlığının tüm tedavi, teşhis ve takip ihtiyaçlarını karşılayarak uluslararası standartlarda hizmet vermek.

2016 yılından beri sağlık alanında hizmet veren Medova Hastanesi, büyük bir yatırım hamlesi yaparak ve güçlü bir hekim kadrosunu bünyesine katarak uluslararası standartlarda hizmet verecek Medova Göz Merkezi’ni hizmete açtı.

Read More

Birim Tanıtımı

 

İnsan vücudunda, solunum sisteminden başlayarak akciğerde biten ve bu bölgenin belli nedenlerden dolayı işleyişinin aksaması ile birlikte ortaya çıkan rahatsızlıklara göğüs hastalıkları denilmektedir. Öksürük, balgam, hırıltılı solunum, nefes darlığı, göğüs ağrısı gibi şikayetleri olan kişilerin “Göğüs Hastalıkları Polikliniği” ne başvurması gerekmektedir.

Read More

Birim Tanıtımı

 

Göğüs Cerrahisi, göğüs boşluğundaki kalp hariç diğer tüm organlara (Göğüs duvarı, kaburgalar, akciğerler, akciğer zarları, diyafragma) ait hastalıkların travmaları ve cerrahi tedavileri ile ilgilenen bir branştır.

Medova Hastanesi Göğüs Cerrahisi bölümü olarak; doğumsal ya da sonradan meydana gelen, göğüs kafesini ve içindeki organları etkileyen her türlü sağlık problemlerinin tanı ve tedavisini multidisipliner yaklaşımlarla gerçekleştirmeliyiz.

Göğüs Cerrahisi bölümümüzde gerçekleştirdiğimiz uygulamalar; akciğer, akciğer zarı, nefes borusu (Trakea) ve yemek borusu (Özofagus) hastalıkları, göğsün orta bölümünde kalbi çevreleyen hastalıklar, diyafram hastalıkları doğuştan veya sonradan kazanılmış göğüs duvarı anomalileri gibi geniş bir yelpazedeki hastalıkların teşhis ve tedavisini içermektedir.

Read More

Birim Tanıtımı

 

Tıbbın geniş kapsamlı alanlarından biri olan Genel Cerrahi bölümümüz; alanına giren organların hastalıklarını ve bu hastalıkların cerrahi tedavisini günümüz teknolojisine ayak uydurarak, daha etkin bir şekilde gerçekleştirmeyi ve aynı zamanda da ameliyat sonrasının daha konforlu geçirildiği bir süreç sunmayı amaçlamaktadır. Özellikle karın içi organların hastalıklarında laparoskopik (kapalı) ameliyat yöntemleri sayesinde büyük ve kompleks ameliyatlar güvenli ve konforlu bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Genel Cerrahi bölümü, ilgili alanının genişliği nedeni ile birçok disiplin ile iş birliği içinde ve eş güdümlü olarak çalışmaktadır.

Read More

Birim Tanıtımı

Sindirim Sistemi Hastalıklarının Uzmanlık Alanı: GASTROENTEROLOJİ

Gastroenteroloji, gastrointestinal sistem ile yani sindirim organlarına ait hastalıklar ve tedavileri ile ilgilenen bilim dalıdır. Gastroenteroloji uzmanları, sindirimde görev yapan organlara ait şikâyet ve bulguların değerlendirilmesi, altta yatan hastalıkların teşhis ve tedavisi konusunda yetkin ve deneyimlidirler. İlgilendikleri hastalıklar ve uygulama alanları oldukça geniştir. Bu geniş alanı başlıca iki ana gruba ayırabiliriz. Birinci grubu, gastrointestinal kanal adı verilen ağız, yemek borusu, mide, on iki parmak bağırsağı, ince ve kalın bağırsaklar, anal bölge (makat) hastalıkları oluşturur. İkinci grubu ise karaciğer, safra yolları, safra kesesi, pankreas hastalıkları oluşturur.

Gastroenteroloji bölümümüz, sizlere konusunda uzmanlaşmış, deneyimli ve dinamik kadrosuyla sağlık hizmeti sunmaktadır. Ünitemiz nitelikli ve güçlü bir altyapı üzerine mükemmeliyet anlayışıyla kurulmuştur. İhtiyaç halinde, tanısal amaçlar ve girişimsel tedaviler için son teknoloji ürünü endoskopik görüntüleme ve müdahale ekipmanı ile donatılmış endoskopi laboratuvar imkânları hastalarımız için kullanıma sunulmuştur.

Gastroenteroloji Branşında Uygulanan İşlem ve Tedaviler

  • Endoskopi, Kolonoskopi
  • Endoskopik Obezite Tedavileri (Mide Balonu ve Botoksu)
  • Mide ve Bağırsak Kanseri Taraması
  • Endoskopik Mukozal Rezeksiyon, Polipektomi
  • Yemek Borusu, Mide ve Bağırsak Darlıklarının Endoskopik Tedavisi
  • Mideye Beslenme Tüpü (PEG) Takılması
  • Mide ve Bağırsak Kanamalarının Tedavisi
  • Yemek Borusu ve Midedeki Yabancı Cisimlerin Çıkarılması
  • ERCP (Safra kanalındaki darlık ve taşların endoskopik tedavisi)
  • Pankreas Hastalıklarının Endoskopik ve Medikal Tedavisi
  • İltihabi Bağırsak Hastalıklarının (Ülseratif Kolit, Crohn vb.) Tedavisi
  • Karaciğer Hastalıklarının Tedavisi (Hepatit B-C, Karaciğer Yağlanması, Kronik Hepatit, Siroz)

Safra ve Pankreas Hastalıklarında ERCP Yöntemi

Endoskopik retrograd kolanjiyopankreatografi (ERCP), özel bir endoskopik cihaz ile ile oniki parmak bağırsağına ulaşılarak safra yolları ve pankreas hastalıklarının yönelik yapılacak inceleme ve tedavilere imkan sağlayan gelişmiş bir endoskopik tedavi yöntemidir. Hastalar uyutulur, ağız yoluyla duodenoskop adlı cihazla girilerek yemek borusu ve mide geçilerek oniki parmak barsağına safra kanalı ve pankreas kanalının birlikte açıldığı papilla denilen yapıya ulaşılır. Daha sonra kılavuz tel, kateter, balon, stent gibi çeşitli cihazlarla kanallar içerisindeki taşlar, tümöre veya enflamasyona bağlı darlıklar gibi bir çok durum ameliyatsız olarak düzeltilebilmektedir.

ERCP Kimlere Uygulanır?

ERCP en sık safra kanalına düşerek kanalda tıkanıklık ve buna bağlı sarılık, safra yollarında enfeksiyon ve pankreatit gibi hastalıklara sebep olan safrayolu taşlarının çıkarılmasında uygulanmaktadır. Ayrıca safra yollarında iyi veya kötü huylu hastalıklara bağlı gelişen darlık ve tıkanıklıkların hem tanısında hem tedavisinde en güvenilir ve etkili tedavi yöntemidir. Safra kesesi yada kist hidatik ameliyatları sonrası gelişen safra yolu kaçakları da ERCP ile başarıyla tedavi edilebilmektedir.

Kilo Vermede Ameliyatsız Yöntem: Mide Botoksu

Mide botoks uygulaması obezite tedavisinde 20 yılı aşkın süredir güvenle uygulanan bir tedavi yöntemidir. Endoskopik olarak, hastalarımızın mide içerisinde bazı bölgelerde, kas dokusu içerisine özel yöntemlerle botoks enjeksiyonu yapılmaktadır. İşlem yaklaşık 20 ile 30 dakika sürmekte, hastalarımız uyutularak ağrı ve rahatsızlık hissetmemektedir. Hastalarımız ertesi gün normal günlük aktivitelerine dönebilmekte, mide balonu tedavisinde sıklıkla görülen şiddetli bulantı, kusma gibi yan etkiler de çok daha az izlenmektedir. Botoks enjeksiyonunun bir diğer avantajı ise diğer yöntemlerin aksine tekrar uygulanabilir olmasıdır.

Mide botoksu genellikle boy/kilo endeksi 27 ile 35 arasında olan bireylerde tercih edilmektedir. Yapılan çalışmalarda mide botoksu sonrası günlük kalori alımında %30’dan fazla ve vücut ağırlığında %25’e varan azalma sağlanabilmektedir. Botoks uygulaması sonrasında diğer obezite tedavilerinde olduğu gibi önerilen diyetlere uyum tedavi başarısını artırmaktadır.

Kilo Vermede Etkili Yöntem: Mide Balonu

Mide balonu uygulanması, obez hastalarda kilo verilmesini sağlamak için dünyada yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Cerrahi tedavilerin aksine herhangi bir ameliyat gerektirmeden endoskopik olarak uygulanmaktadır. Ameliyatın getirdiği riskleri ortadan kaldırması, düşük maliyeti, midede kalıcı bir etki bırakmaması ve yan etki sıklığının oldukça düşük olması en büyük avantajlarıdır. Vücut kitle indeksi 27-35 kg/m2 arasında olan kilolu bireylerde başarıyla uygulanmakta, vücut ağırlığının %20 sine varan oranlarda kilo verme sağlanabilmektedir. Başlıca kilo verdirici etkilerini tokluk hissi sağlayarak ve mide boşalmasını geciktirerek gösterir. 6 ile 12 ay süreyle midede bırakılarak etki gösteren farklı balon türleri bulunmaktadır. Diğer tüm obezite tedavilerinde olduğu gibi, hastanın önerilen diyet ve egzersizlere uyumu tedavi sırasında ve sonrasında kilo kaybının sağlanması ve sürdürülmesi açısından önem taşımaktadır.

Read More

Birim Tanıtımı

 

“Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp” fiziksel ve ruhsal hastalıklardan korunma, bunlara tanı koyma, iyileştirme veya tedavi etmenin yanında sağlıklı hayatın sürdürülmesinde de kullanılan, farklı kültürlere özgü; teori, inanç ve tecrübelere dayalı, izahı yapılabilen veya yapılamayan bilgi, beceri ve uygulamaların bütünüdür. Batı tıbbını destekleyici ve tamamlayıcı yöntemlerdir.

Medova Hastanesi GETAT Ünitesi; kronik ve sistematik hastalıkların tedavisini destekleyen geleneksel tedavi yöntemlerini, bilimin ışığında modern uygulamalarla bir araya getirmektedir. GETAT Ünitesi’nde; akupunktur ve kupa-hacamat gibi geleneksel tıbbın binlerce yıldır kullandığı tedavi yöntemlerinin yanı sıra ozon ve PRP-CGF kök hücre tedavileri tamamlayıcı olarak hastalara uygulanmaktadır.

Üniteye başvuran hastaların durumu, öncelikle GETAT sorumlu hekimi tarafından gerekli tüm tetkikler yapılarak değerlendirilmekte, sonrasında en uygun geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulaması seçilerek tedavi süreci başlatılmaktadır. Usulsüz ve bilgisizce yapılan uygulamaların önüne geçmek amacıyla Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan yönetmeliğe göre; geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerini uygulayabilecek tek yetkili hekimlerdir. Modern tıbbi uygulamalarla geleneksel tıp yöntemlerini sentezleyen GETAT Ünitesi de bu yönetmeliği esas alarak, hastaların yanlış ellerde yanlış yöntemlerle mağduriyet yaşamaması için çaba göstermektedir;

GETAT Ünitemizde Uygulanan Tedavi Yöntemleri

Akupunktur

Hastalıkların tedavisi ve ağrı ile mücadelede kullanılan yöntemlerin başında akupunktur tedavisi gelmektedir. GETAT ünitemizde Sağlık Bakanlığı ruhsatına sahip deneyimli hekimlerimiz ve ekibi tarafından bu yöntem uygulanmaktadır. “Akupunktur, bozulanları iyileştirir, harap olanları düzeltmez.” söyleminden yola çıkarak uygulanan yöntem klasik tedavi yöntemlerinin yetersiz kaldığı veya sonuç vermediği ve cerrahi aşamaya gelmemiş vakalarda daha iyi neticeler sağlamaktadır.

İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksektir ve bu gülcü harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır ve bu noktalardan 650-700 tanesi kullanılır. Her hastalık için ayrı program ve noktalar bulunmaktadır.

Belli bir süre iğne batırarak tedavi etme anlamına gelen akupunktur yönteminde; vücutta bozulmuş olan dengenin yeniden sağlanması hedeflenmekte, vücut bir bütün olarak kabul edilmekte ve sadece ağrılı bölgeye odaklanılmayıp vücudun genel işleyişi düzeltilerek bağışıklık ve onarım mekanizmaları devreye sokulmaktadır. Akupunktur iğneleri sayesinde yapılan uyarılarla organizmanın hemen her yerine ulaşabilecek haberler iletilmektedir. Bu yüzden bağışıklık sistemi güçlendirilerek vücudun direncinin düşmesine bağlı birçok hastalık tedavi edilebilmekte, ağrının direkt olarak nedenlerine de yönlenebilmektedir. Genel vücut akupunkturu ve kulak akupunkturu uygulamalarıyla istenen etkilere ulaşılabilmektedir.

Omuzdaki ağrının giderilmesi ve kısıtlılığın açılmasında, dizlerdeki ağrıdan dolayı yürümede ve oturup kalkmada, dizlerini katlamada zorluk çekenlerde, dirsek, el bileği ve ayak eklemlerinde, topuk ve taban ağrısı olan hastalarda etkili sonuçlar alınmaktadır.

Akupunktur metabolizma üzerindeki etkileri nedeniyle; endokrin bozukluklarının giderilmesinde, kilo kontrolünde, sigara bırakmada, boyun ve bel fıtıklarında, romatizmal hastalıklarda, migren ve sinüzitte, alerjik reaksiyonlarda, kalp, solunum sistemi, kadın hastalıkları ve mide-bağırsak sistemi hastalıklarında, hipertansiyon tedavisinde, sınav stresinin önlenmesinde, depresyon tedavisinde, kabızlıkta vb. pek çok hastalıkta kullanılmaktadır.

Farklı birçok hastalığın tedavisini destekleyen uygulama, batı tıbbının tedavi yöntemlerine engel teşkil etmeyip tam aksine çok büyük ek katkı sağlamaktadır.

Ortalama 12 seanslık tedaviler, 3. veya 4. Seansta etkisini göstermektedir. Akupunktur uygulaması tedavi boyunca gereksiz ve uzun süre ilaç kullanımına bağlı yan etkileri de ortadan kaldırmakta, hem maliyeti hem de hastaların iş gücü kaybını en aza indirmektedir. 5000 yılı aşkın süredir uygulanan ve hiçbir kimyasal madde içermeyen akupunktur, sertifikalı uzman hekimler tarafından her yaştan hastaya kolaylıkla uygulanabilmektedir.

Kilo Kontrolünde Geleneksel Tıp Uygulamaların Desteğini Alın

Obezite günümüzde artık bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Bu sağlık sorununun tedavisinin esasını ise sağlıklı şekilde kilo vermek ve verilen kilonun muhafaza edilmesi teşkil etmektedir. Kilo vermede alınan kalorinin düşürülmesi ve harcanan kalorinin artırılması yani diyet ve egzersiz olmazsa olmaz olarak kabul edilirken; akupunktur, bu diyet programının uygulanabilirliliğine ve sürdürülebilirliliğine büyük bir katkı sunmaktadır.

Akupunktur ile kilo verme yönteminde; beyindeki iştah merkezinin baskılanarak kontrol altına alınır, böylece iştah ve acıkma hissi azalır. İştahın azalması diyet programını olumlu etkileyerek; etkinliğini destekler, midede ekşime ve yanma hissinin oluşmasını engeller, halsizlik ve bitkinliği önler, stresi azaltır.

Akupunktur aynı zamanda diyet sırasında vücudun kendini koruma altına alması nedeniyle ortaya çıkan metabolizma sorunlarını da düzenler, diyete bağlı yavaşlayan metabolizmayı hızlandırır.

Ayrıca diyet sırasında oluşan açlık nedeniyle günlük yaşam aktiviteleri olumsuz etkilenebilmekte, özellikle egzersize karşı bir isteksizlik oluşturabilmektedir. Akupunktur burada da devreye girerek, kişinin günlük aktivitelerini yerine getirmesini sağlamakta ve kalori harcamaya yardımcı olmaktadır. Akupunkturun tüm bu olumlu etkileri bir araya geldiğinde, kilolu olan kişinin ideal ve sağlıklı kilosuna ulaşması kolaylaşmaktadır. İdeal kiloya indikten sonra kişiler koruma tedavisine alınır; 3 haftada bir kez uygulama yapılır, egzersiz programı eşliğinde bu sırada sıkı diyet değil sağlıklı beslenme programı uygulanır ve kilolar sabitlenir. Uzman ve hastanın gerekli gördüğü durumlarda tedavi sonrasında yılda 2 veya 3 kez uygulama yapılabilir.

Ozon Tedavisi

Ozon, 3 atomlu bir moleküldür ve oksijenin çok yüksek enerji taşıyan bir şeklidir. Ozon oda sıcaklığında gaz halinde bulunur. Renksiz ve fırtınalı havalardan sonra, yüksek yerlerde veya deniz kıyısında hissedilebilen karakteristik kokusu olan bir gazdır. Tıpta kullanılan ozon özel jeneratörlerde saf oksijenden üretilir. Ozon tedavisi, medikal ozon gazı kullanılarak bazı hastalıkların tedavi edilmesidir. Ozon tek başına veya diğer tedavilere ek olarak ya da tamamlayıcı bir yöntem olarak da uygulanabilir. Ozon terapi ‘‘alternatif’’ bir tedavi değildir.

Uygun dozlarda ve tekrarlı şekilde uygulanan ozon tedavisi; vücudun savunma sistemlerini (antioksidan sistemleri) aktive edip güçlendirmekte, oksidatif strese karşı direnç gelişimini sağlamaktadır. Ozon tedavisi böylece vücutta; antibakteriyel, antiviral, antifungal etki ve -bağışıklık sistemini uyararak- immünomodülatör etki oluşturmaktadır. Tüm bunların yanı sıra kırmızı kan hücrelerinin dokulara oksijenin taşma kapasitelerini artırarak oksijen azlığını gidermekte; kozmetik, analjezik ve anti-aging etki sağlamaktadır.

Son yıllarda hastalıkların tedavisinde rutin yöntemlere yardımcı olarak tercih edilen ozon tedavisi; güvenli, etkili ve bilimsel bir uygulamadır. Günümüzde diyabet, hipertansiyon ve kronik hepatit tedavisinde başarılı sonuçlar sağlayan ozon tedavisi, hücre yenilenmesini hızlandırdığı için eklem ağrıları, kireçlenmeler, bel ve boyun fıtıkları gibi rahatsızlıkların tedavisinde, klasik fizik tedavi yöntemlerine çok büyük katkıda bulunmaktadır.

Ayrıca ilerlemiş iskemik hastalıklar, fistülün eşlik ettiği abseler, enfekte yaralar, bası yaraları, kronik ülserler, diyabetik ayak ve yanıklar, kas iskelet sistemi hastalıkları ve eklem kireçlenmeleri, kronik yorgunluk sendromu ve fibromiyalji, ağız boşluğundaki kronik ve tekrarlayan enfeksiyonlar ve yaralar, akut ve kronik enfeksiyöz hastalıklar, alerji ve astım, amfizem, kronik obstrüktif akciğer hastalıkları, otoimmün hastalıklar (multipl skleroz, romatoid artrit, Crohn hastalığı vs.), senil demans (yaşlılığa bağlı bunama), kansere bağlı yorgunluk, psöriyazis (sedef) ve atopik dermatid gibi deri hastalıklarına kadar birçok durumda hekimlerin önerileri doğrultusunda, tedavi sürecinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır.

Ozon Tedavisinde Kullanılan Yöntemler Nelerdir?

Major Yöntem: En yaygın kullanım metodudur. Bu metotta kişiden 50-200 ml arasında kan alınarak vücut dışındaki bir ortamda, belirli kurallara uyularak ozon gazı ile karıştırılıp ozon+kan karışımının tekrar vücuda geri verilmesi söz konusudur. Tedavi seanslarının sayısı ve uygulanacak ozon dozu; hastanın genel durumuna, yaşına ve esas hastalığına bağlı olarak hekim tarafından belirlenmektedir.

Minor Yöntem: Kişiden alınan 2 – 5 cc arası kan, belirlenmiş dozda ozonla karıştırılarak kişinin kasına enjekte edilir.

Vücut Boşluklarına Ozon Verilmesi: Rektal (makat) yoluyla, vajinal, burun veya dış kulak yoluna püskürtme yöntemi ile kişiye ozon verilir.

Eklem ve Kas İçine Ozon Gazı Verilmesi: Kas iskelet sistemi rahatsızlıklarında, uygun bir iğne ile belirli dozda ve hacimde ozon gazı kişinin eklemlerine veya kaslarında ağrılı bölgeye enjekte edilir.

Ozon Torbası: İyileşmeyen yaralarda ve diyabetik ayaklarda, cilt lezyonlarında, enfeksiyonlarda, dolaşım bozukluklarında, nöropatik ağrılarda ve huzursuz bacak sendromunda kullanılır.

Kupa- Hacamat Tedavisi

Hacamat kısaca; deri altında birikmiş, vücutta hastalıklara neden olan toksik kanın ciltte tekniğine uygun bir şekilde, milimetrik kesiler oluşturarak sonrasında kupalarla vakumlanarak dışarı alınması işlemidir.

Çevremizdeki çeşitli kimyasallar, gıda katkı ve koruyucu maddeleri, atılamayan ilaç birikintileri, gıdalardaki hormonlar, soluduğumuz havadaki ağır metaller, yabancı proteinler, kanserojenler, alerjenler, GDO’lu ürünler, su ve hava kirliliği, mikro pıhtılar, kanın akışkanlığını bozan ve kanı kalınlaştıran sebepler; kolesterol, iltihabi kalıntılar vb. bütün bu sayılanlar hacamat ile vücuttan uzaklaştırılabilmektedir.

Vücuttaki toksinler, diyabet ve yüksek tansiyon gibi kronik hastalıklara zemin hazırlamaktadır. Kanda yoğunlaşma artarsa akışkanlık azaldığı için, yorgunluk, halsizlik, isteksizlik, sinirlilik, damar tıkanıklıkları olur. Tüm bunların sonucu olarak; felç, inme, pıhtı atma ve kalp krizi risklerini artar.

Düzenli aralıklarla yapılan tarama hacamatı tedavisi ile kronik hastalıklardan uzaklaşılır. Tıkanıklık ve blokajlar kaldırılarak sağlıklı kan dolaşımına geri dönmek mümkün olur. Hacamat ile anti-aging etki sağlanarak zindeliğe kavuşulur.

Hacamat rahatsız edecek kadar ağrıya yol açmadan, yatak istirahatsız, iş gücü kaybı olmadan tatbik edilen bir tedavi metodu olup, hastalıklardan korunmanın ve sağlıklı yaşamanın en kolay yollarından biridir.

Metabolik atıkların giderilmesinde, sistematik ağrıların azaltmasında ve lenfatik sistemlerin canlandırılmasında etkili olan hacamat tedavisi, steril şartlarda Sağlık Bakanlığı sertifikalı hekimler tarafından yapılmalıdır. Kime ve nasıl yapılacağı, tüm tedavi uygulamalarında olduğu gibi yine doktor tarafından belirlenmelidir.

PRP, CGF-CD34 ve Kemik İliği Kök Hücre Tedavisi

Kök hücre tedavisi, kanın iyileştirme potansiyelinin hücre-doku rejenerasyonunu sağlamak amacıyla kullanılmasıdır.

Dokuların kendini yenilemesi esasına dayanan PRP uygulamasında; kandaki pıhtılaşma hücreleri olan trombosit (platelet) hücreleri özel yöntemler ile ayrıştırılıp aktive (içlerindeki büyüme faktörleri açığa çıkarılır) edildikten sonra kullanılmaktadır.

Hastadan 8-20 cc kan alınarak özel tüplere konulur. Santrifüj cihazında kan kimyasının bileşenleri izole edilir. Bu işlem sonucunda elde edilen trombosit yönünden zengin ve büyüme faktörlerini içeren serum, uygulandığı bölgelerde kök hücreleri aktive ederek, doku yenilenmesini ve cilt gençleşmesini sağlar.

Günümüzde oldukça yaygın olarak kullanılan PRP “Büyüme Faktörleri (Growth Factors)” tedavisinin yerini artık, çok daha yoğun “Büyüme Faktörleri ve Kök Hücre” içeren CGF-CD34 (Concentrated Growth Factor – Konsantre Büyüme Faktörü) diğer ismi ile 2. Jenerasyon Platelet Konsantresi tedavisi almaya başlamıştır.

Hücre ve doku yenilenmesini sağlayan CGF-CD34 tedavisindeyse, farklı aktivasyon işlemleri ile çok daha yoğun (konsantre) büyüme faktörü ve kişinin kendi CD 34 tamir hücrelerini içeren plazma sıvısı ayrıştırılarak, istenen bölgeye uygulanmaktadır. Kişinin kendi kanı kullanıldığı için herhangi bir alerji, hastalık bulaşma, doku uyuşmazlığı riski bulunmamaktadır.

Ayrıca kemik iliğinden elde edilen kök hücreler aynı şekilde ayrıştırma işlemine tabi tutularak; kandan yaklaşık 100 kat daha yoğun kök hücre konsantrasyonuna ulaştırılmakta ve hedeflenen dokuya verilmek suretiyle doku rejenerasyonuna büyük katkıda bulunulmaktadır.

Belirtilen tedavi yöntemlerinden; fibromiyalji, kulunç ve burkulma tedavisinde, eklem kireçlenmelerinde (diz, kalça, omuz, ayak bileği), kıkırdak – kemik aşınma ve kireçlenmelerinde (gonartroz ve patella tendiniti), eklem, bağ ve kas yaralanmalarında, menisküs yaralanma ve yırtıklarında, topuk dikeninde, bel ve boyun fıtıklarında, yara ve yanık tedavilerinde (diyabetik ayak, iyileşmeyen yaraların ve yanıkların tedavisinde), kronik bel ve boyun ağrılarında, iltihabi kas hastalıkları ve romatizmal hastalıklarda, kas-bağ dokusu yapışıklıklarında kullanılabilmektedir.

Read More

Birim Tanıtımı

 

Kas-iskelet sisteminden kaynaklanan ağrıların ve fonksiyon bozukluklarının tanısı ve tedavisini planlamak, sağlıklı bireylere kas, eklem ve bağ dokusu hastalıklarından korunmayı öğretmek bölümün temel amaçlarındandır. Çeşitli hastalıklar ve sakatlıklar sonucu fiziksel fonksiyonları kısıtlanmış ve sosyal yaşamları etkilenmiş kişileri mümkün olan en iyi fiziksel ve psikososyal seviyeye getirerek günlük yaşamlarına ve işlerine bağımsız, üretken ve kendine güvenen bireyler olarak döndürmek Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümünün temel hedefidir. Hastaların muayene ve ayrıntılı değerlendirmesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı tarafından yapılmakta, bölümde kişiye özgü tedavi planlanmakta ve uygulanmaktadır.

Read More

Birim Tanıtımı

 

Enfeksiyonlar vücudumuzun her bölgesinde meydana gelebilen; bakteriler, virüsler veya parazitler tarafından oluşturulan ve bir kısmı bulaşıcı olabilen hastalıklardır. Tanı yöntemlerindeki ilerlemeler ve yeni antimikrobiyal ilaçların kullanımı sonucunda önümüzde birçok enfeksiyon hastalığının teşhis ve tedavisi yapılabilmektedir. Grip, idrar yolu enfeksiyonu ve ishallerden ciddi hatta ölümcül olabilen AIDS, menenjit, tüberküloz ve sarılıklara kadar çok geniş bir hastalık grubu olan enfeksiyon hastalıkları, uzmanları tarafından takip ve tedavi edilmektedir. Ateş, enfeksiyon hastalıklarının en sık karşılaşılan bulgularından biri olduğu için hastaların değerlendirilmesinde enfeksiyon hastalıkları biriminin önemli yeri vardır.

Read More

Birim Tanıtımı

 

Endokrinoloji, vücutta hormon salgılayan birçok salgı bezini kontrol eden ve bu salgı bezlerinin hastalıklarını inceleyen tıp dalıdır. Hormonlar, salgı bezlerinde üretilip kan dolaşımı ile vücuttaki birçok dokuya giden kimyasal maddelerdir. Bu dokulara sinyaller göndererek onların çalışmasını sağlarlar. İç hastalıklarının üst uzmanlık alanlarından biridir. Kapsamı çok geniş olup, hemen hemen her iç hastalık branşıyla bağlantılıdır.

Endokrin sistem; metabolizma, solunum, büyüme, cinsel gelişim, hareket ve duyu algısını kontrol eder.

Read More