Covid-19 Testleri - Hastane, Evde, İşyerinde Güvenle!

Monthly Archives Nisan 2022

Tekrarlayan Omuz Çıkığı Tedavisi

Omuz Çıkığı Tedavisinde Artroskopik Cerrahi

 

Omuz Çıkığı Nedir?

Vücutta en sık rastlanan çıkık; kolun ve omzun yana açık ve dışa dönük olarak zorlanması sonucu oluşan omzun öne çıkıklardır. Bu çıkıklar sırasında omzu yerinde tutan yapılar zarar görür, zarar gören yapılar, çıkığın ilk kez oluştuğu yaş, hastanın esnekliği gibi faktörler bu çıkıkların tekrarlama riskini arttırır.

Omuz eklemi kayık bir tabaktaki (kürek kemiğindeki eklem yüzü, glenoid) bir armutun (kol kemiğinin üst ucu, humerus üst ucu) eklem yaptığı çevresinde bağlar, eklem kapsülü, kısa kasların tendonların yerinde durmasını sağladığı bir yapıdır. Bu özellikler hareket konusunda üstünlük sağlarken çıkık oluşma riskini artırır. Eklemin öne çıkıkları %95 oranında gözlenir ve armut kısmının tabaktan kayarak öne çıkması ile oluşur. Son derece ağrılıdır ve hasta kolunu oynatamaz, omuz ekleminin olduğu bölge boş gözlenir. Nadiren diğer yönlere de çıkık oluşabilir. Her yaşta gözlenebilir ve beraberinde kırık, damar, sinir yaralanmaları gözlenebilir.

  • Omuz bölgesinde şiddetli ağrı,
  • Omuz hareketlerinin kısıtlanması,
  • Omuzda şekil bozukluğunun gözle görülebilir hale gelmesi,
  • Morarma,
  • Omuz bölgesinde karıncalanma ve güçsüzlük hissi omuz çıkıklarının belirtisi olabilir.

Omuz Çıkığı Neden Oluşur?

Genellikle spor yaralanmaları ve travmalar sonucu oluşmaktadır. Zorlayıcı veya ters hareketler omuz çıkıklarına neden olabilir. Sporcularda kolun arka tarafa çok getirildiği hareketlerde sık görülebilir. Omuz çevresi yapıların ilk çıkık sonrası hasar görmesi nedeniyle, sonrasında günlük hareketlerle omuz çıkığı gözlenebilir.

Omuz Çıkığı Tedavisi Nedir?

İlk basamak tedavi öncesi mutlaka röntgen görüntüleri elde edilmelidir, böylece eşlik eden kırıkların ve çıkığın yönü tayin edilebilir. Çıkık yerine yerleştirildikten sonra da röntgen incelemesi yapılmalıdır. Omuz yerine yerleştirildikten sonra Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) uygun şartlarda ağrı kontrol edildikten sonra elde edilmelidir. MRI eşlik eden kemik ve özellikle yumuşak doku yaralanmaları, bağ, tendon ve labrum yaralanmaları konusunda bize bilgi verir.

İlk omuz çıkığı yerine yerleştirildikten sonra rehabilitasyon dönemi başlar. Rehabilitasyon döneminde; omuz çıkığı bandajı, omuz çıkığı ateli veya omuz çıkığı için kullanılan omuzluklarla omuz hareketsiz hale getirilir.

Omuzun hareketsiz kaldığı rehabilitasyon döneminde dirsek, el bileği ve el hareket açıklığını kaybetmemesi için basit egzersizler yapılabilir. Omuzun hareketsiz kalacağı döneminin ne kadar süreceği omuz çıkığının durumuna ve hastanın tedaviye verdiği yanıta göre ortopedi ve travmatoloji uzmanı tarafından belirlenir. Omzun hareketsiz kalma süresi hastanın yaşına eşlik eden yaralanmalara göre değişebilmektedir. İlk çıkık 20 yaş altında gözlendiğinde ve cerrahi tedavi uygulanmadığında %87 oranında tekrarlar, ileri yaşlarda ilk çıkık sonrası tekrarlayan çıkıklar görülme olasılığı %60’lardadır.

Bankart Lezyonu Nedir?

Labrum yani omuz eklemini oluşturan tabak şeklindeki yapının (glenoid) etrafını saran sert kıkırdak benzeri dokunun zedelenmesi ve yerinden ayrılmasına Bankart lezyonu denir. Bu kemik yapısında da ayrılma ve kırık ile sonuçlanıp kemiksel Bankart lezyonu oluşabilir. Kemik yaralanmanın da eşlik ettiği lezyonlar, tekrarlayan çıkık içi Omuz çıkığı ameliyatının amacı, omuzun mümkün olduğu kadar geniş hareket mesafesini korurken omuzu yerinde tutmaktır. Bu genellikle çıkık sırasında hasar gören yapıların onarımı ile yapılır. Bu, yırtık labrumun ve çevresindeki yapıların tamir edilmesini içerebilir.

Omuz Çıkığı Tedavisinde Artroskopik Ameliyatı

Ortopedi uzmanları omuz çıkığının şekline göre değişmekle birlikte çoğu zaman hastanede daha az kalmayı gerektiren ve daha çabuk iyileşme imkânı sağlayan omuz çıkığı kapalı ameliyatı olarak da bilinen artroskopik omuz ameliyatını tercih etmektedir.

Artroskopik omuz çıkığı ameliyatlarında küçük kesilerden omuzun içine ucunda ışık bulunan küçük bir kamera ve ameliyata kullanılacak cerrahi aletler yerleştirilir. Eklemin iç kısmında net bir görüş sağlayan artroskopik cerrahide, tendonlar, bağlar ve labrumdaki küçük ayrıntıları göstermek için görüntü birçok kez büyütülebilir. Bu sayede çevredeki dokulara zarar vermeden tamir edilecek bölgeye ulaşılır. Artroskopik omuz ameliyatlarında tekrarlayan omuz çıkıkların tamiriyle birlikte rotator manşet yırtıkları, kemik çıkıntılarını tıraşlaması, labrum yırtıkları tamiri, bağ tamiri de yapılabilmektedir.

Genel olarak, hastalar ameliyattan 2-3 hafta sonra günlük yaşamda zorlayıcı olmayan hareketler yapabilirler. Kolun omuz askısı benzeri korumalı şekilde tutulması önerilir.

Ortopedi ve Travmatoloji uzmanının onayının ardından hastalar ameliyattan 6 hafta sonra aşırı zorlamamak kaydıyla spora dönebilirler.

Genellikle iyileşme süreci, fizyoterapist eşliğinde ameliyattan sonta 4-6 hafta sürmektedir.  Ameliyattan birkaç ay sonra hastaların birçoğu omuzlarını normal aktiviteler için kullanabilmektedir.

Genel Bilgiler

  • Omuz eklemi insan vücudunda bulunan en hareketli eklemdir.
  • Vücutta en sık çıkığın yaşandığı eklem de omuz eklemidir.
  • Toplumda görülme sıklığı %2-8 arasında değişmektedir.
  • Son derece ağrılıdır ve hasta kolunu oynatamaz, omuz ekleminin olduğu bölge boş gözlenir.
  • Her yaşta gözlenebilir ve beraberinde kırık, damar, sinir yaralanmaları gözlenebilir.
  • Genellikle spor yaralanmaları ve travmalar sonucu oluşmaktadır. Zorlayıcı veya ters hareketler omuz çıkıklarına neden olabilir.
  • Labrum yani omuz eklemini oluşturan tabak şeklindeki yapının (glenoid) etrafını saran sert kıkırdak benzeri dokunun zedelenmesi ve yerinden ayrılmasına Bankart lezyonu denir.
  • 2 veya daha fazla omuz çıkığında yani tekrarlayan çıkıklarda ya da aktif sporcularda ve ağır işlerde çalışan genç hastalarda ilk çıkık sonrası cerrahi tedavi uygun seçenektir.
  • Hastanede daha az kalmayı gerektiren ve daha çabuk iyileşme imkânı sağlayan omuz çıkığı kapalı ameliyatı olarak da bilinen artroskopik omuz ameliyatı, tekrarlayan omuz çıkıklarında altın standart yöntemdir.
  • Genel olarak, hastalar ameliyattan 2-3 hafta sonra günlük yaşamda zorlayıcı olmayan hareketler yapabilirler ve sosyal hayatlarına dönerler. Kolun omuz askısı benzeri korumalı şekilde tutulması önerilir.
  • Genellikle iyileşme süreci, fizyoterapist eşliğinde ameliyattan sonra 4-6 hafta sürmektedir.  Ameliyattan birkaç ay sonra hastaların birçoğu omuzlarını normal aktiviteler için kullanabilmektedir.
Read More

Menisküs Tedavisi

Menisküs Yırtığında Tedavisinde Artroskopik Cerrahi

 

Menisküs Yırtığı Belirtileri Nelerdir?

Dizde en sık meydana gelen yaralanma menisküs yırtığıdır. Ağrılı ve zayıflatıcıdır. Diz eklemini oluşturan eklem yüzleri birbirlerine çok uygun olmadığı için diz eklemi; eklem bağları (ligamentler) ve kıkırdak yapıdaki menisküslerle güçlendirilmiştir.

Her dizde iç ve dış olmak üzere iki adet menisküs bulunmaktadır. “C” şeklindeki menisküsler kompresyona direnç gösterecek biçimde yoğun sıkı örgü şeklinde kolajen lifleri bulunan elastikiyeti olan yapılardır.
Menisküs yırtıklarının belirtileri aşağıdakilerden bir ya da birkaçı olabilir;

  • Diz ağrısı. Menisküs yırtığının yaşanmasından hemen sonra ağrı çok şiddetli olmayabilir. Hatta spor yapan kişiler ilk başlarda ilgilendikleri spora devam edebilir. Ancak dizde oluşan mekanik bozukluğa bağlı eklem sıvısında artış ve şişlik yaşandığı zaman ağrılar şiddetlenmeye başlamaktadır.
  • Diz içerisinden gelen sesler,
  • Şişme ve sertlik,
  • Dizde kilitlenme veya bir noktada takılma,
  • Hareket kısıtlığı (Dizi tam bükememek).

Menisküs yırtıkları görülme sıklığına göre;

  • Travmatik,
  • Zamanla bozulma sonucu veya
  • Doğuştan ortaya çıkan sorunlar sonucu oluşmaktadır.

Toplumun her kesiminde ve her zaman menisküs yırtıkları oluşabilmektedir.

Menisküs Yırtıkları Hangi Yaşlarda Görülür?

Menisküs yaralanmaları her yaşta görülebilmektedir. Genç insanlarda menisküs dokusu sağlam olduğundan ciddi travmalar sonucu yırtılırlar ancak yaşın ilerlemesiyle birlikte dizdeki dejeneratif değişiklikler menisküs yırtıklarına yol açabilir. Sandalyeden kalkarken basit bir bükülme bile menisküs yırtıklarına zemin hazırlayabilir.  65 yaş ve üstündeki kişilerin %40’ından fazlasında gözlenir.

Menisküs yırtıklarının teşhisinde doktor muayenesi önemli yer tutmaktadır. Ortopedi ve Travmatoloji doktoru muayenesinde menisküsün oturduğu eklem hattı boyunca hassasiyet olup olmadığını kontrol eder.

  • Hastanın yaşı,
  • Fiziksel aktivite durumu,
  • Hastanın işi ve sosyal yaşamdan beklentileri,
  • Menisküs yırtığının yapısı,
  • Menisküs yırtığının tipi ve uzunluğu,
  • Menisküs yırtığının lokalizasyonu yani yeri,
  • Menisküs yırtığının yanında farklı yaralanmaların varlığına bakılarak tedavi yöntemi belirlenir.

 

Menisküs Yırtığı Tedavisi

Ameliyatsız tedavi yöntemleri hastaların bir kısmında denenebileceği gibi ameliyatsız tedaviler sonucu dizdeki ağrı, kilitlenme gibi şikayetler günlük hayatı engellemeye devam ediyorsa cerrahi tedavi gündeme gelmektedir.

Toplum içinde sık yaşanan menisküs yırtıkları her yaşta görülebilmektedir. Menisküs yaralanmalarında Ortopedi ve Travmatoloji uzmanına başvurulmalıdır. Menisküsün tedavisinde genç yaşta kıkırdak yapıların korunması ve ileride eklem harabiyetinin önüne geçmek amacı ile tamir yöntemleri tercih edilmektedir. Tamire uygun olmayan ya da tamir sonrası tekrarlayan yırtıklarda menisküsün kalanını korumak amaçlı kısmi menisektomi uygulanmaktadır.

Menisküs Yırtığı Tedavisinde Artroskopik Cerrahi

Menisküs ameliyatlarında açık cerrahi teknikler yerine Artroskopik cerrahi denilen kapalı cerrahi yöntemler kullanılmaktadır. Artroskopik cerrahi, eklemin içine bakmak için kullanılan bir işlemdir. Küçük bir kesiden (yaklaşık 1 santimetre) küçük bir kamera, kurşun kalem boyutunda, mafsal içine yerleştirilir. Bir veya daha fazla küçük kesi kullanarak, cerrah yırtık kıkırdaktan kurtulmak veya tamir etmek için diz içine başka aletler yerleştirir.

Menisküs yırtığının uzun süre tedavi edilmemesi kıkırdakta aşınmaya ve geri dönüşü mümkün olmayan hasarlara yol açabilir. Geç kalınan tedavilerde dizde ağrı ve hareket kısıtlığı yaşanabilirken uzun vadede kalıcı kıkırdak hasarları ile kireçlenme problemleri görülebilmektedir.

Genel Bilgiler

  • Her dizde iç ve dış olmak üzere iki adet bulunan menisküsler adeta diz yastıkları ve eklemi arasında amortisör görevini üstlenir.
  • Dize binen yükün daha geniş bir alana dağılmasını ve eklem kıkırdaklarının yüksek basınçtan korunmasını sağlar.
  • Diz ağrısı, diz içerisinden gelen sesler, şişme ve sertlik, dizde kilitlenme veya bir noktada takılma veya hareket kısıtlığı (dizi tam bükememek) menisküs yaralanmasının bulguları olarak karşımıza çıkabilir.
  • Ani durma, dönme, dizi zorla bükme veya döndürmeye neden olan aktiviteler ile diz çökmek, çömelmek veya ağır bir şeyi kaldırmak menisküs yırtıklarına neden olabilir.
  • Menisküs yaralanmaları her yaşta görülebilmektedir.
  • Ameliyatsız tedaviler sonucu dizdeki ağrı, kilitlenme gibi şikayetler günlük hayatı engellemeye devam ediyorsa cerrahi tedavi gündeme gerekmektedir.
  • Menisküs ameliyatlarında açık cerrahi teknikler yerine Artroskopik cerrahi denilen kapalı cerrahi yöntemler kullanılmaktadır.

Menisküs yırtığı tedavisi için Ortopedi ve Travmatoloji uzmanlarımız hayatın her anında yanınızda. Detaylı bilgi ve randevu için 444 86 82 numaralı çağrı merkezimizden ulaşabilir ya da online randevu alabilirsiniz.

Read More

Perinatoloji (Yüksek Riskli Gebelik)

 

Perinatoloji (Yüksek Riskli Gebelik) Nedir?

Perinatoloji, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlığı sonrasında, 3 yıllık yandal eğitimi ile anne ve bebeğe ait hastalıklar ile ilgilenen bir bilim dalıdır.
Bu işi yapan hekimlere Perinatolog denir.

Perinatoloji (Yüksek Riskli Gebelik) İşlemleri Nelerdir?

Perinatoloji (Yükek Riskli Gebelik) uzmanları gebelik döneminde, doğum ve sonrasında meydana gelebilecek risklerin değerlendirmesinde, doğum öncesi hastalıkların tanı, takip ve tedavisinde aşağıda belirtilen işlemler ile hizmet vermektedir. 

Ayrıntılı Ultrasonografi:

Düzey 2 ultrasonografi olarak da bilinir. Gebeliğin 18-23. haftaları arasında Perinatololoji uzmanı tarafından yapılan önemli bir tetkiktir.
Ayrıntılı ultrasonografide Dünyaca kabul görmüş standart planlar ile anne karnındaki bebeğinizin organ tarama ve ölçümleri yapılır.

Maternal ve Fetal Doppler:

Doppler ultrasonnografi, anne ve bebeğe ait kan damarlarındaki kan akımını ölçer.
Özellikle Annede gebelik şekeri, hipertansiyon ve pıhtılaşma bozuklukları varlığında, anne rahmini besleyen damarlardaki kan akımı ile bebekte kansızlık ve gelişme geriliği durumunda göbek kordonu kan akımını ölçer.
Doppler aracılığı ile bu açıdan riskli saptanan gebelikler takip ve tedavi edilir.

Amniosentez:

Anne karnından özel bir iğne yardımı ile amnion sıvısından örnek alınır. Bu sıvı genetik inceleme amacı ile Genetik Laboratuvarında değerlendirilir.
Gebeliğin 15. haftasından itibaren alınır.

Koryon Villus Biyopsisi(CVS):

Bebeğin plasentasından, özel bir iğne ve teknik yardımı ile örnek alınarak Genetik incelemeye gönderilir.
Gebeliğin 10. haftasından itibaren uygulanır.

Kordosentez:

Bebeğinizin göbek kordonundan kan alma işlemidir.
Kordosentez işlemi gebeliğin 20. haftasından itibaren yapılır.
Kan örneği genetik inceleme amacı ile laboratuvara gönderilir.

Perinatoloji (Yüksek Riskli Gebelik) Hangi Hastalıklara Bakar?

  •  11-14 gebelik haftasında kombine tarama testi ve erken fetal anomali taraması,
  • 15-23 gebelik haftasında fetal anomali taramasına yönelik ultrasonografi,
  • 28-32 gebelik haftası fetal büyüme ve gelişim değerlendirilmesi ve geç fetal anomali taraması,
  • Yapısal fetal anomalilerin tanı ve yönetimi,
  • Enfeksiyöz hastalıkların tanı ve yönetimi,
  • Genetik hastalıkların tanı ve yönetimi,
  • Tanısal girişimsel işlemler (amniosentez, kordosentez, CVS),
  • Eritrosit Alloimmünizasyon (Rh uygunsuzluğu), Fetal anemi tanısı ve tedavisi (Transfüzyon),
  • Gebeliğin medikal hastalıkları (hipertansif hastalıkları (HT, preeklampsi), diyabet, karaciğer, böbrek ve kan hastalıkları vb.),
  • Düşük tehdidi, servikal yetersizlik, erken doğum tehdidi, erken membran rüptürü (amniyon kesesinin doğum başlamadan yırtılması ve suların gelmeye başlaması),
  • Fetal büyüme ve gelişme sorunlarının tanı takip ve yönetimi (Doppler USG),
  • Çoğul gebelikler ve sorunlarının takip ve yönetimi,
  • Plasenta previa (plasenta olarak adlandırılan bebeğin eşinin önde olması; yani doğum kanalını kapaması) ve invazyon anomalilerinin tanı ve yönetimi,
  • Doğum esnasında ve sonrasındaki sorunların (kanama vb.) tanı ve yönetimleri yapılmaktadır.
Read More