Author Ezgi Er

Dahiliye, Alerji ve İmmünoloji Uzm. Dr. Ramazan Uçar, “Yüksek ateş, yaygın vücut ağrısı, kas ve eklem ağrısı ile başvuran hasta sayısı artış gösteriyor. Hastaların önemli bir kısmında ailesinde ya da çevresinde benzer şikayetleri olan birileri olduğunu öğreniyoruz. Belli ki kolay bulaşan bir mikrop ortalıkta dolaşıyor. Bize başvuran hastalara test (burun sürüntüsü) yaptığımızda çoğunlukla influenza tespit ediyoruz. Bu hastalığın kuluçka süresi ortalama 2 ila 5 gün. Bu hastalığa eskiden ‘paçavra hastalığı’ denilirdi. Hastalar ise genellikle bu durumu ‘dayak yemiş gibiyim’ şeklinde tarif ederler” dedi. İnfluenzanın alt tipleri olduğunu belirten Uçar, “Bu belirtiler influenzanın bir alt tipi olan domuz gribine benziyor. Aslında bu durum yıllardır eylül-ekim aylarında yapıla gelen grip aşısıyla çok büyük oranda engellenebilir ve önlenebilir bir hastalık. Kimler aşı olmalı; yaşamın uçları olan yani en kırılgan olan kısım, çocuklar, kronik hastalığı olanlar, yaşlılar ve risk grubunda olanlar” ifadelerini kullandı.

“İnfluenza tanısı konan veya şikâyetleri uyumlu olan hastalar, hastalığı etrafa bulaştırmamak için gayret göstermeli. Özellikle, ‘yaşam uçları’ dediğimiz bireylerle temasımızı azaltmalı, hastaneye gideceksek mutlaka maskemizi takmalıyız. Öksürük veya hapşırma sırasında ağzımızı çok iyi kapatmak lazım. Kalabalık bir ortama (AVM, hastane vb.) giriyorsak maskemizi muhakkak takmalıyız ve el hijyenine dikkat etmeliyiz. Kış aylarında kapalı ortamlarda daha çok vakit geçiriyoruz. Bu tarz yerlerin havalandırmasına dikkat etmeliyiz” şeklinde konuştu.

Kaynak:https://www.merhabahaber.com/konyayi-kasip-kavuran-hastalik-belli-oldu-hastaneler-doldu-tasti-1902797h.htm

Read More

İdman sırasında sağ el 4. Metakarp (tarak kemiğinde) meydana gelen kırık nedeniyle opere edilen Konyaspor başarılı sporcumuz Pedrinho’nun kırığı Ortopedi ve Travmatoloji Op. Dr. Yunus KIRAÇ tarafından tespit edilmiş olup aynı gün başarıyla operasyonu gerçekleştirilerek taburcu edilmiştir. Sporcumuza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor ve başarılar diliyoruz.

Read More

Bir Konya Geleneği; Şivlilik!

Yıllardır süregelen kıymetli bir Konya geleneği olan Şivlilik Gününü, Başhekimimiz Mine Karaman’ın katılımıyla minik misafirlerimize çikolata, şekerleme ve çeşitli hediyeler vererek kutladık. Şivlilik Günü kutlu olsun! 🍬

Read More

Prostat Kanseri Teşhisinde İleri Teknoloji: Mikro Ultrason Füzyon Biyopsi

Mikro ultrason füzyon biyopsi, özellikle prostat kanserinin tanısında kullanılan yenilikçi ve yüksek hassasiyetli bir görüntüleme ve biyopsi yöntemidir. Bu teknik, prostat dokusunda anormal bölgeleri tespit etmek ve doğru biyopsi örneklerini almak için mikro ultrason teknolojisi ile manyetik rezonans (MR) görüntüleme verilerini birleştirir.

Avantajları Nelerdir?

Daha Yüksek Doğruluk; MR görüntüleri ile ultrasonun birleştirilmesi, hedef alınan bölgenin daha doğru bir şekilde belirlenmesini sağlar. Bu, biyopsi sırasında daha az hata yapılmasına olanak tanır ve MR’da görülemeyen lezyonlar saptanabilir.

Azaltılmış Risk; Bu yöntem, yanlış negatif sonuçların sayısını azaltır ve gereksiz biyopsilerin önüne geçer. Hastalar için transperineal (ciltten) biyopsi ile düşük enfeksiyon riski ve daha güvenli bir deneyim sunar.

Erken Teşhis İmkanı; Prostat MR’ına kıyasla 10 kat yüksek, 70 mikronluk çözünürlük imkanı sunar. Erken evre prostat kanserinin tespiti mümkün olur, bu da tedavi başarısını artırır.

Mikro Ultrason Füzyon Biyopsinin Farkı Nedir?

Geleneksel biyopsilerde dokular rastgele seçilirken, mikro ultrason füzyon biyopside hedef odaklı bir yöntem kullanılır. Bu da gereksiz biyopsileri önler ve kanser tanısını daha erken ve net bir şekilde koyma olanağı sağlar.

Neden Tercih Edilmeli?

Prostat kanserinde erken tanı, yaşam kalitesini artırmanın ve tedavide başarı oranını yükseltmenin en önemli adımıdır. Mikro ultrason füzyon biyopsi, modern teknolojinin sağladığı güvenilirlik ve hassasiyetle, bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır.

Daha detaylı bilgi almak ve Üroloji uzmanımızdan randevu oluşturmak için 444 86 82 iletişim numaramızdan ulaşabilirsiniz.

Read More

Anne sütü, bebeğinizin ilk altı ayında ihtiyaç duyduğu tüm besinleri karşılayan mucizevi bir kaynaktır. Bağışıklık sistemini güçlendirir, enfeksiyonlara karşı korur ve beyin gelişimini destekler. Ayrıca anne ve bebek arasındaki bağı güçlendiren doğal bir süreçtir.

Anneler için hazırlanan Anne Sütü Bilgilendirme Rehberine aşağıdaki dosyadan ulaşabilirsiniz.

Read More

Emzirme, bebeklerin sağlıklı büyümesi için en doğal ve etkili beslenme yöntemidir. Anne sütü, bebeğinizin tüm besin ihtiyaçlarını karşılamakla kalmaz, aynı zamanda onu hastalıklara karşı korur. Bu eşsiz süreç, anne-bebek arasındaki bağı güçlendirirken hem fiziksel hem duygusal gelişimi destekler.

Bu kılavuz, annelere emzirme sürecinde rehberlik etmek, bebeklerin sağlıklı gelişimini desteklemek ve anne-bebek bağını güçlendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Adım adım bilgilerle emzirme sürecinizi kolaylaştıracak ipuçları sunar.

Read More

Kadınlarda  öksürme, hapşırma ve gülme durumlarında idrar kaçırma sorunu sıkça görülebilmektedir.

Günümüzde özellikle yaşı ilerleyen kadınlarda tespit edilen stres tip idrar kaçırma durumu, %50’ye yakın oranda görülüyor. Öksürme, hapşırma ve gülme durumlarında istemsiz şekilde yaşanan bu durumda üretra dediğimiz idrar yolundaki gevşekliği azaltan ameliyatlar yapılabiliyor ancak Üroloji hekimimiz Doç. İbrahim Buldu önderliğinde gerçekleştirilen yenilikçi uygulama ile idrar kaçırma sorunu yaşayan hastamız en aza indirilen komplikasyon riski ile sağlığına kavuştu!

Read More

Oldukça genç olmasına rağmen tansiyon yüksekliği, karaciğer yağlanması ve hareket kısıtlılığı gibi problemlerin yanı sıra başka sağlık sorunlarıyla da mücadele eden ve çocukluğundan beri fazla kiloları olan 18 yaşındaki genç hastamız, Prof. Dr. Kemal Arslan ve ekibi tarafından yapılan başarılı bir tüp mide ameliyatı sonra şifa ile taburcu edildi.

Obezitenin, 2013 yılından itibaren Dünya Sağlık Örgütü ve diğer sağlık otoriteleri tarafından bir hastalık olarak kabul edildiğini ve tedavi edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Kemal Arslan, obezitenin boy ve kiloya dayalı vücut yağı ölçüsünün (vücut kitle indeksi) 30 veya daha yüksek bir değere sahip olduğu, sağlık açısından risk oluşturan vücutta yoğun yağ birikimi olarak tanımlandığın ifade etti. Prof. Dr. Kemal Arslan, vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde olan bireylerin “morbid obez” olarak tanımlandığını ve bu durumda diyet ve sporun etkinliğinin çok düşük olduğunu, dolayısıyla ameliyatın gerekliliğini vurguladı.

Son yıllarda obezitenin, ülkemizde salgın gibi arttığını ve dünya genelinde obezite artış hızında birinci sıraya yükseldiğimizi belirten Prof. Dr. Kemal Arslan; obezitenin sadece fiziksel değil, psikolojik ve sosyal açıdan da ciddi problemlere yol açtığını söyledi. Obezite hareket kısıtlılığı, devamlı halsiz ve yorgun hissetme, nefes darlığı, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, insülin direnci, şeker hastalığı, idrar yolu hastalıkları, diz eklemi, bel ve sırt ağrıları, ciltte döküntü, enfeksiyon, sivilce, uyku apnesi, horlama, uyku bozukluğu, depresyon ve sosyal izolasyon gibi problemlere neden olmaktadır. Görüldüğü üzere obezitenin etkilemediği organ ve doku yoktur. Yapılan çalışmalarda, obezitenin beklenen yaşam süresini 10 yıl azalttığı gösterilmiştir. Ayrıca bu hastaların normal bireylere göre hastaneye başvuru ve yatış oranlarının 12 kat daha fazla olduğu belirlenmiştir dedi.

Prof. Dr. Kemal Arslan, tüp mide ve by-pass ameliyatlarının, diyet ve egzersizle kilo veremeyen hastalar için Medova Hastanesi’nde başarıyla uygulandığını belirtti. Bu ameliyatlar sonrası hastaların fazla kilolarının yaklaşık %70-80 oranında kilo kaybı yaşadığını ve ideal kilolarına ulaştığını söyledi. Prof. Dr. Kemal Arslan, bu tür ameliyatlar için hastanenin altyapısının uygun olması gerektiğini ve ameliyatların Sağlık Bakanlığı tarafından Obezite Cerrahisi Uygulama Sertifikalı hekimler tarafından yapılması gerektiğini de vurguladı.

Read More