Author Ezgi Er

Down Sendromu Nedir?

Down sendromu, bireyin hücrelerinde normalde iki olan 21. kromozomun, üç kopya olarak bulunmasıyla karakterize edilen genetik bir durumdur. Bu durum, bireyin gelişimini etkiler, bir dizi fiziksel özellikle ve zeka geriliği ile tanımlanır. Down sendromlu bireyler, genellikle belirgin yüz özellikleri, düşük kas tonusu ve kalp sorunları gibi belirtiler gösterirler.

Down Sendromu Belirtileri Nelerdir?

  • Yuvarlak yüz hatları, düşük kas tonusu, küçük burun, düşük kulaklar, küçük ağız ve dil, iri dil, kısa boy, küçük eller ve ayaklar gibi belirgin fiziksel özellikler bulunur.
  • Zeka geriliği sık görülür. Ancak bu, her Down sendromlu birey için aynı derecede olmayabilir. Genellikle hafiften orta dereceye kadar zeka geriliği bulunur, ancak bazı bireyler daha yüksek düzeyde işlevsellik gösterebilir.
  • Konuşma gelişimi genellikle daha yavaş olabilir ve bazı bireylerde konuşma zorluğu yaşanabilir.
  • Down sendromlu bireylerde kalp anomalileri daha yaygındır ve birçok bireyde doğumdan sonra cerrahi müdahale gerektirebilir.
  • İşitme ve görme kaybı, Down sendromlu bireylerde sıkça görülen başka bir belirtidir.

Down Sendromu Genetik midir?

Normalde, insanlarda 21 çift kromozom bulunur. Down sendromlu bireylerde ise bu sayı 21 çift yerine 22 çift olur. Bu durum, bireyin doğumundan itibaren var olan bir durumdur ve genellikle bir ebeveynin kromozom yapısında bir hatadan kaynaklanır. Ancak Down sendromu olan bireylerin ebeveynleri genellikle normal kromozom yapısına sahiptir.

Down Sendromunun Tedavisi Var mıdır?

Şu anda Down sendromunun tam bir tedavisi yoktur. Ancak modern tıp ve destek hizmetlerinin gelişimi, Down sendromlu bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabilir. Tedavi yaklaşımları arasında tıbbi müdahaleler (örneğin, kalp cerrahisi), erken müdahale programları, konuşma ve fizik tedavi, özel eğitim ve sosyal hizmetler bulunur. Bu yaklaşımlar, Down sendromlu bireylerin potansiyellerini maksimize etmeyi ve yaşamlarını en üretken şekilde sürdürmelerini sağlamayı amaçlar.

Özellikle 35 yaş üzerinde olup gebelik düşünüyorsanız gerekli tarama testlerini yaptırmanız ve Kadın Doğum Uzmanına danışmanız önerilir.

Read More

Birim Tanıtımı

Psikolog eşliğinde gerçekleştirilen psikolojik danışma ve terapi süreçleri bireylerin zihinsel sağlıklarını anlamalarına, iyileştirmelerine ve güçlendirmelerine yardımcı olan önemli bir sağlık hizmetidir. Bu hizmet, çeşitli zihinsel ve duygusal zorluklarla başa çıkma, kişisel gelişim, ilişkilerde iyileşme ve genel yaşam kalitesini artırma amacını taşır. Bireylerin sorunlarıyla yüzleşmelerine, duygusal iyileşmeye ve yaşamlarını daha olumlu bir şekilde yönlendirmelerine yardımcı olur.

Psikolojik danışma ve terapi süreçleri uzman psikoloğumuz tarafından yönetilmektedir. Kişinin ihtiyaçlarına göre, bireysel terapi, çift terapisi, aile terapisi, stres yönetimi, duygusal düzenleme, bağımlılık tedavisi, oyun terapisi ve travma sonrası stres bozukluğu gibi konularda destek ve danışmanlık verilmektedir.

Bireysel Terapi:

Bireysel terapi, zihinsel sağlığı güçlendirmeyi amaçlayan bir hizmettir. Psikologlarımız, bireyin duygusal, zihinsel ve davranışsal sorunlarına odaklanarak çözüm odaklı bir yaklaşım benimser.

Çift ve Aile Terapisi:

İlişkilerde yaşanan sorunlar, çift ve aile terapisi ile ele alınabilir. Psikologlarımız, iletişim becerilerini güçlendirme, çatışma çözme, bağ kurma ve ilişkileri güçlendirme konularında destek sunar.

Stres Yönetimi ve Duygusal Düzenleme:

Psikologlarımız, bireylere stresle başa çıkma becerileri kazandırmak, duygusal dengeyi sağlamak ve yaşamın zorluklarına daha sağlıklı bir şekilde yanıt verme konularında rehberlik eder.

Bağımlılık Tedavisi:

Bağımlılıkla mücadele, psikologlarımız tarafından desteklenen bir süreçtir. Bağımlılıkla başa çıkma stratejileri geliştirilir ve bireyin bağımlılığından kurtulması için planlar oluşturulur.

Oyun Terapisi:

Oyun terapisi, özellikle çocuklar için etkili bir yöntemdir. Oyun, duygusal ifadeyi teşvik eder, iletişim becerilerini geliştirir ve sorun çözme yeteneklerini artırır. Psikologlarımız, oyun terapisi aracılığıyla bireylerin duygusal iyileşme sürecine katkıda bulunurlar.

 

Uzman psikoloğumuzdan danışmanlık almak için 444 86 82 iletişim numaramızdan hastanemize ulaşabilir veya web sitemiz üzerinden görüntülü görüşme randevusu oluşturabilirsiniz.

Read More

Soğuk havaların gelmesiyle birlikte kapalı mekanlarda topluca geçirilen süreler de artış gösterdi. Covid-19 pandemisi boyunca maske kullanımı ve sosyal mesafeye dikkat edilmiş olması viral enfeksiyonları azaltmıştı. Ancak günümüzde maskelerin artık kullanılmaması ve sosyal mesafeye eskisi kadar önem verilmemesiyle viral enfeksiyonlara karşı daha açık hale gelen bağışıklık sistemimiz yeniden bu enfeksiyonlarla tanışır hale geldi. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanı Uzm. Dr. Fatma Kacar, viral enfeksiyon geçiren bireylerin muhakkak maske kullanması ve sosyal mesafeye dikkat etmesi gerektiğini vurguladı.

Kronik rahatsızlığı olanlar viral enfeksiyonlara dikkat etmeli!

Kronik rahatsızlığı olan kişilerin salgın dönemlerinde olabildiğince dışarı çıkmaması, toplu alanlarda sosyal mesafeye dikkat etmesi ve maske kullanması önemlidir.

Kardiyoloji uzmanı Uzm. Dr. Hasan Eren Karayel kalp ve tansiyon hastalarının bu dönemde keyfi ilaç kullanmamaları gerektiğine dikkat çekti. Kalp ve tansiyon hastalığı olan ve ilaç kullanan kişilerin viral enfeksiyonlara karşı ilaç kullanırken muhakkak hekime danışmaları gerektiğinin altını çizdi.

Read More

Prematüre Bebekler Hayata Önce Başlıyor

Prematüre bebeklerin hayata diğerlerinden önce başladıklarını ifade eden Prof. Dr. Rahmi Örs, “Normal bir gebelik süreci sağlıklı gebelerde 40 hafta sürüyor. 37 haftadan önce doğan tüm bebekleri prematüre bebekler olarak adlandırıyoruz. Tabii ki prematüre bebekler de kendi aralarında farklı gruplara ayrılabiliyor. Örneğin aşırı prematürite, 28 haftadan önce doğanlar, genellikle 1 kilodan az oluyor. Erken prematürite, 28-32 hafta arasında doğanlar, genellikle 1-1,5 kilo olabiliyor ve son olarak geç prematürite 32-37 hafta arası doğanlar; genellikle 1,5-2,5 kilo olarak dünyaya geliyor. 28 haftadan küçük doğan bebekler daha riskli grupta yer alan bebekler oluyor. Organ gelişimlerini dış dünyada tek başlarına sağlayamayacakları sebebi ile hastanelerde mutlaka yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde destek verilerek, özenli bakıma ihtiyaç duyuyor. Prematüre olarak adlandırdığımız bebekler hayata diğerlerinden daha erken başlayabiliyor. Bu durumu yaşayan aileler çocuklarının sağlıkları konusunda endişe yaşayabiliyor. Ancak prematüre bebekler doğumdan sonra bazı zorluklar yaşasa da sıkı takip ve tedaviyle hayata daha sıkı tutunabilirler” ifadelerini kullandı.

Prematüre Doğumun Sebepleri Nedir?

Prematüre doğumların farklı sebeplerden meydana geldiğinin altını çizen Prof. Dr. Rahmi Örs, “Prematüre doğumlar farklı nedenlere bağlı olarak meydana gelebiliyor. Bu nedenleri anne kaynaklı ve bebek kaynaklı sebepler olarak ifade edebiliriz. Annenin gebelik öncesi rahatsızlıkları, gebelik sürecinde ortaya çıkan tansiyon, şeker yüksekliği, karaciğer rahatsızlığı gibi bunun yanı sıra stres, kaygı ve psikolojik durumlar veya annenin geçirdiği enfeksiyonlar erken doğumu tetikleyebilir” şeklinde konuştu.

Prematüre Bebek Bakımında Nelere Dikkat Etmeli?

Ailelerin prematüre bebeklerin bakımında nelere dikkat etmesi gerektiğini açıklayan Örs, “Prematüre bebekler, anne karnında gelişim süreçlerini tamamlamadan dünyaya geldikleri için hayata alışma sürecinde bazı organlarında yetersizlik meydana gelebiliyor. Bu sebeplerden kaynaklı bebekler ilk doğduğunda kuvöz ortamında vücut ısıları dengelenerek tedavi süreçlerine başlanıyor. Akciğer gelişimi yeterli olmadığı için solunum destek cihazlarına ve ihtiyaçlarına zaman zaman ihtiyaç duyuluyor. Kimi zaman prematüre çocuklar solunum yolu enfeksiyonlarını diğer hasta çocuklara ve insanlara göre daha şiddetli geçirebilir. Prematürelerde kalıcı görme-işitme kayıpları, zihinsel sorunlar, gelişimsel problemler, büyüme sorunları, akciğer problemleri yaşam boyu devam edecek sorunlar olarak karşımıza çıkabiliyor. Tabii bunlar her prematüre bebek için geçerli olmayabilir. Bu durumlar ile karşı karşıya kalınmaması için ailenin hijyen konusunda daha titiz olması gerekiyor. Bu bebeklerin evde yaşayan aile fertlerinden ya da ziyaretçilerden kapabileceği basit bir üst solunum yolu enfeksiyonunun ilerlemesi zaten yeteri kadar gelişmemiş akciğerlerde zatürre dediğimiz ciddi hastalıklara sebep olabilir. Bu gibi sebeplerle bebeklerin aileleri tarafından özenli ve dikkatli takipleri çok önemlidir” dedi.

Read More

Uykusuzluk; toplumda sık görülen, gün içi yaşam kalitesinin bozulmasına ve ciddi ekonomik kayıplara yol açabilen bir hastalıktır.

Geceleri uyumaktan kişiyi alıkoyan ve bacağınızı hareketsiz tutmanızı zora sokan huzursuz bacak sendromu toplumun büyük bir kısmını etkilemektedir.

Bacaklarda ortaya çıkan huzursuzluk ve hareket ettirme isteği olarak kendini belli eden huzursuz bacak sendromu hakkında bilgiler veren Nöroloji Uzmanı Dr. Aysun Hatice Akça Karpuzoğlu, “Huzursuz bacak sendromu özellikle kişi gece uyur vaziyete geçtiğinde ortaya çıkan, bacaklarda ve nadiren kollarda karıncalanma, sızlama, yanma, batma, ağrı, iğnelenme gibi bazen de tarif edilmesi zor, huzursuz ve rahatsız edici hislerin olması ve buna dayanamadığı için bacakları hareket ettirmek isteğidir. Kişiler bu durumda ayaklarını yıkamak ve masaj yapmak gibi uygulamalar ile durumu tolere etmeye çalışabilir. Çoğunlukla yaşlı insanlarda görülüp bunların %50’sinde genetik bir geçiş görülmekte olduğunu ifade edebiliriz. Beyinde dopamin adı verilen maddenin yetersizliği ya da etkisizliği genellikle sebep olarak görülüyor. Bunun yanı sıra besin değerleri olan demir, magnezyum ve B12 eksikliği sebebi ile de karşımıza çıkabilir” ifadelerini kullandı.

HBS Tedavi Edilebilir Bir Hastalıktır!

Hastalığın tedavisi hakkında açıklamalarda bulunan Dr. Aysun Hatice Akça Karpuzoğlu, “Kan tetkiklerinde saptanan vitamin ve özellikle ferritin yani demir düşüklüğünün tamamlanması tedavide belirgin yol alınmasını sağlayacaktır. Bütün bunların dışında doktorunuzun vereceği bu hastalıkta etkili kanıtlanmış tedaviler hastalarımızı bu durumdan kurtaracaktır. Huzursuz bacak sendromuna neden olabilecek durumlar şunlardır; demir eksikliği şeker hastalığı, parkinson hastalığı, sinirlerin değişik nedenlerle etkilenmesi (polinöropati), hamilelik huzursuz bacak sendromu bulgularını kötüleştirebilirler. Bu nedenle huzursuz bacak sendromu olan hastalar uyku ilaçlarını bilinçsizce kullanmadan doktoruna danışmaları gerekir. Ayrıca kafein, alkol ve sigaranın yine huzursuz bacak sendromu bulgularını kötüleştirebileceği unutulmamalıdır” dedi.

Read More

Yıllardır süregelen kıymetli bir Konya geleneği olan Şivlilik Gününü, Başhekimimiz Mine Karaman’ın katılımıyla minik misafirlerimize çikolata, şekerleme ve çeşitli hediyeler vererek kutladık. Şivlilik Günü kutlu olsun! 🍬

Read More

Kış aylarında yaşanan prostat şikayetinin yaşam kalitesini etkilediğini ifade eden Üroloji hekimimiz Doç. Dr. İbrahim Buldu, “Prostat büyümesi olan erkek hastaların kış mevsiminde şikayetleri artıyor. Çünkü vücutta soğuktan en çok etkilenen organların başında prostat gelir. Soğuğa maruz kalma durumunda özellikle şikayetler artıyor. Prostat büyümesi olan erkekler, özellikle kış döneminde bazı tedbirler alarak idrar şikayetlerini kontrol altına alabilirler. Hastalarımızda kış aylarında şikayetlerin artması ile birlikte hastanelere başvurular artış gösteriyor. Soğuk havalar birçok hastalığı tetikliyor. Gripten nezlesine birçok hastalığa etki ediyor. Bu sebeple hastalarımızda kış aylarında daha dikkatli ve soğuktan olabildiğince kendilerini korumaları gerektiğini öneriyoruz. Doktor kontrolünde ilaç ve gerekli tedavileri kullanarak bu tarz rahatsızlıklardan kurtulabilirler. İdrar alışkanlığındaki bu tür bozulmalar erkeklerin yaşam kalitesini etkilemektedir.’’ Dedi.

PROSTAT HASTALARI HANGİ BESİNLERİ TÜKETMESİ GEREKİYOR?
Prostat hastalarının tüketmesi gereken besinlere örnek veren Buldu, “Prostat hastalıkları üzerinde etkisi bulunan pek çok meyve ve sebze ile vitamin ve mineral kaynakları bulunuyor. Prostata iyi gelen ve özellikle iyi huylu prostat büyümesi bulunan hastaların tüketmesi gereken besinler şunlar; Brokoli, domates, çilek, ahududu, böğürtlen ve yaban mersini gibi meyvelerin ve balık tüketimini hastalarımıza tavsiye ediyoruz” şeklinde konuştu.

Read More

Bebek hayali kuran ailelerimizin umut ışığı olan tüp bebek tedavisi ile ilgili, hastanemizde görev alan Kadın Hastalıkları ve Doğum, Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Mustafa Ulusoy, tüp bebek tedavisinde devlet desteğinin şartlarını şu şekilde açıklıyor:

“Kadının 23 yaşından büyük 40 yaşından küçük olması gerekiyor, kadın çalışıyorsa ise kadının SGK 900 gün prim 5 Yıl Sigorta girişinin olması, kadın çalışmıyor ise erkeğin SGK 900 gün prim 5 Yıl Sigorta girişinin olması, 3 yıllık evlilik şartı, başka bir yoldan gebe kalamayacağını kesin elinde rapor olacak, en az 3 sefer aşılama denemiş olacaksın. Bu şartları yerine getirenler de devlet tüp bebek ücretlerinin belli bir oranda hepsini de değil, belli bir oranda ödüyor.”

Tüp bebek tedavilerinde devletin ilk çocuk için destek verdiğini belirten Ulusoy, “İkici kez anne-baba olmak isteyenlere devlet tüp bebek desteği vermiyor. Bu destek sadece ilk çocuk için geçerli. İlk çocukta yapılacak yardımcı üreme yöntemi tedavisi dışındaki yardımcı yardımcı üreme yöntemi tedavilerinde; birinci denemede %30, ikinci denemede %25, üçüncü denemede %20 oranında olmak üzere destekte bulunuyor. Bir de bunun üniversiteden rapor çıkarılması gerekiyor. Üniversite hastanelerinde ve araştırma hastanesinde olduğu için onlarda haklı olarak raporu çıkarırsan tedaviyi burada yapalım. Tüp bebek içinde genellikle özel hastaneler tercih ediliyor. Bu yüzden şu anda maalesef devlet desteği alabilen oranımız çok düşük.” diye açıkladı.

Ek olarak tüp bebek tedavi fiyatlarının sürekli değiştiğini dile getiren Mustafa Ulusoy, “Tüp bebek tedavilerinde fiyat her zaman değişir. Hastanın gebe kalabilmesi için maalesef girdiler çok fazla çünkü her şey dolar bazında alınıyor. En basit iğnesi 300 dolar yani hepsi döviz karşılığında transfer için kullanılan Hepsi dövizle dışarıdan geliyor. Onun için yani fiyatlar kabarık oluyor. İlaç şirketler ilaç fiyatlarını her hafta değişiyor. Biz de maalesef her üç ayda bir fiyatları güncellemek mecburiyetinde kalıyoruz. Eskiden yılda bir yapıyorduk veya iki defa yapıyorduk. Türkiye’deki ortalama bir tüp bebek kliniğinin aldığı 35 ila 40 bin lira civarında para alıyor. Ondan sonrası da ilaç parası. İlaçlarla da beraber baktığında bu nereden bakarsan 70 bin lirayı bulan bir fiyat. Herkesin farklı beden boyuna göre, herkesin kullandığımız ilaç dozu farklı. Ne kadar gideceğini bilmiyorsun ama aşağı yukarı 30 bin lira civarında ilaç maliyeti tutuyor.” Şeklinde açıklamalarda bulundu.

Tüp Bebek Tedavisi ile ilgili daha detaylı bilgi için Medova Sağlık Bloğumuzda yer alan Tüp Bebek Süreci başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz!  https://medova.com.tr/tup-bebek-sureci/

Read More